| "Kırmızı Üçgen Sirki vahşi aslanlarla harika bir gösteri sundu. | Open Subtitles | قامت اداره سيرك المثلث الاحمر بعمل عرض ممتاز للاسود العنيفه |
| Hoşuna giden her şeye dokunmak ister, Kırmızı elbiseye de dokunmak istedi. | Open Subtitles | إنه يحب لمس ما يعجبه لذا حاول لمس لباس تلك المرأه الاحمر |
| - Kırmızı biber mi? - Evet. Şu sıra çok moda. | Open Subtitles | ـ انها على الموضة ـ ولكن الفلفل الاحمر لا يمثل الميلاد |
| Sen nerelisin? Daha önce hiç Kızıl bir Kanada Geyiği görmemiştim. | Open Subtitles | من اين اتيت , لم ارى مثل غزالك الاحمر من قبل |
| Neden biraz rahatlayıp yeni Kızıl saçlarınla ne güzel görüneceğini düşünmüyorsun? | Open Subtitles | فقط استرخى وفكرى فى انة كم سوف تكونى مثيرة بشعرك الاحمر |
| Hoş geldiniz diyerek başlar, sonra Kızıl Haç'tan falan bahsederiz. | Open Subtitles | حسنا سوف أبدا بــ بيانفيندوس ثم بعد ذلك الصليب الاحمر |
| Dikilitaşa doğru gidiyorsun. Büyük kanyonlardan Kırmızı beyaz ülkeye doğru 10 kilometre. | Open Subtitles | عشر دقات عند الاوديه الضيقه وبعدها تذهب الي ارض الاحمر و الابيض |
| Harry'nin mezuniyetinde giydiğim Kırmızı elbiseyi giyeceğim...altın ayakkabılar da var. | Open Subtitles | انا ارتدى الفستان الاحمر الذى ارتديته فى حفلة تخرج هارى |
| Bu şarkı Kırmızı saçlı kıza ve uzun böylu adama gidiyor. | Open Subtitles | هذه الاغنية مهداه إلى الفتاة ذات الشعر الاحمر و الشاب الطويل |
| Bu şarkı Kırmızı saçlı kıza ve uzun böylu adama gidiyor. | Open Subtitles | هذه الاغنية مهداه إلى الفتاة ذات الشعر الاحمر و الشاب الطويل |
| Hayır. Mavili bir bayandan çok Kırmızı giymiş bayanı daha çok seviyorum. | Open Subtitles | لا اهتم بفتاة ترتدي الاحمر ، انا شخص يميل للفتاة ترتدي الازرق |
| Beyaz yüzü ve Kırmızı burnu insanları güldürür çocukları eğlendirir. | Open Subtitles | وجهه الابيض وانفه الاحمر يجعل الناس يضحكون. للترفيه عن الاطفال. |
| - Kızıl Haça, Yardım Kurumlarına ve BM Çocuk Fonuna bağışlandı. | Open Subtitles | قد تم منح 3 ملايين دولارات اليوم الي جمعية الصليب الاحمر |
| Emrindeki tüm kuvvetler, hazır olun, emrimle "Kızıl Kod"u uygulayacağız. | Open Subtitles | كل القوى تحت سيطرتي تستعد لتنفيذ الرمز الاحمر عند اشارتي |
| Birinci Dünya Savaşından sonra birçok Alman subayı şanslarını Kızıl Ordu'da denedi. | Open Subtitles | بعد الحرب العالمية الأولى العديد من الضباط جربوا حظهم في الجيش الاحمر |
| Aynı zamanda bu ofisin 2009 yılındaki Kızıl Ekibi takip ettiği şüphesindeyim. | Open Subtitles | أنا أيضاً أشك بأن هذا المكتب يراقب أعضاء الفريق الاحمر عام 2009م. |
| Ve Kızıl Deniz boyunca küçük bir ılıman bölge oluşturuyor. | Open Subtitles | وتكون منطقة معتدلة ضيقة على طول شاطئ البحر الاحمر هنا |
| Musa'nın yaptığını yapmaya çalışan hırslı bir adamdı ve yoldaşlarını Kızıl Deniz'e götürdü. | Open Subtitles | رجل عاطفي حاولوا ملاحقته كـ مثال موسى و ارشد اصدقائه عبر البحر الاحمر |
| Red Bank'te çocukları pataklayıp biraz para kazanabilirim. | Open Subtitles | انا يمكن ان ادمر الاطفال فى الصرف الاحمر واحقق بنفسى ارباح |
| Bu arada, etlerini kırmızıya döndürmek için onları demirle besliyorlar. | Open Subtitles | بالمناسبة , انهم يطعمونهم بكريات لحم صغيرة لأنتاج اللحم الاحمر |
| Bu eğer Kırmızıyı çıkarırsanız nasıl görüneceği. | TED | انها تبدو هكذا بعد نزع اللون الاحمر الذي لا تراه الحشرات |
| Pardon bayım. Bunun kırmızısı var mı elinizde? | Open Subtitles | معذره من فضلك لديك اللون الاحمر من هذه؟ |
| Kırmızı alarm. Kırmızı alarm! Kırmızıdan da Kırmızı alarm. | Open Subtitles | انظار احمة , احمر , اكثر احمرارا من الاحمر |
| Siz ikiniz, kırmızılı küçük kız. | Open Subtitles | وأنت أيضا، الفتاة الصغيرة ذات القميص الاحمر! |
| Milattan önce 1400 yılında, endişeli bir grup Mısırlı, Nil'in kızıla döndüğünü görürler. | Open Subtitles | في عام 1400 مجموعة من المصريين القدماء قالوا ان النيل تحول للون الاحمر |
| kırmızılar, daha koyu olmalılar, özellikle ortalarda. | Open Subtitles | اللون الاحمر لابد ان يكون اكثر قتامه خصوصا حول المنتصف |
| Anlatıcı: Dizin kelimeleriyle ilgili bir diğer örnek, kırmızıyla işaretlenmiş. | TED | الراوي: هذا مثال اخر عن صفحة فيها كلمات مسردة، مظلله بالون الاحمر. |