| Bak adamım, hiçbir şey bulamadım. Tek bulduğum bu lastik dolgusu. | Open Subtitles | لم أستطع إيجاد أي شئ كل ما وجدته، سائل الاطارات هذا |
| Yağmur altında lastik değiştirmek pek eğlenceli değil, değil mi? | Open Subtitles | ليس من الممتع تغيير الاطارات و الجو ممطرا, اليس كذلك؟ |
| Peder Benoit, lastik yamamayı öğrenmelisiniz. | Open Subtitles | الان . الان . يأبت بينوت لابد أن تتعلم تصليح الاطارات |
| Tamponu, lastiği, kapıları, hepsi de yalvarmış olmalı. | Open Subtitles | الاكصدام,الاطارات,الابواب لابد انها كانت كلها تطلب الرحمه اسف ابى المحترم. |
| Doğru şekilde kullanılırsa şişe açacakları lastikleri kaldırıp kapı kilidi açabilirler. | Open Subtitles | استخدمت بشكل صحيح، فتاحات زجاجة يمكن جاك الاطارات واختيار أقفال الأبواب. |
| Gösteriyor ki Lastikler farklı iz bırakmış, arkadaki Lastikler ön lastiklerden daha büyükmüş. | Open Subtitles | تبين أن العجلات كانت متداخلة وهذا يعني أن الاطارات التي بالخلف |
| İzi, veri bankasında arattım. 10 binden fazla lastik izi var. Partiler için harika bir CD-Rom. | Open Subtitles | لقد عملت فحص على آثار الاطارات في قاعدة البيانات التي تحوي 10000نوع من الاطارات انه جيد |
| lastik izlerinden durmuşsun dönmüşsün ve arı çiftliğine girmişsin gibi görünüyor | Open Subtitles | من مسارات الاطارات يبدو انك توقفت ثم استدرت ثم قدت الى حقل النحل |
| Yoldaki lastik izlerinden yola çıkarak kazayı canlandırdık. | Open Subtitles | عن طريق انزلاق الاطارات على الطريق تمكنا من اعاده الحادث |
| lastik levyesiyle onları döv. Cesetlerini otobana bırak. | Open Subtitles | اخنقه بمفتاح الاطارات ارمي جثته على الطريق السريع |
| Yokohama Avid T4s lastiğiyle oluşmuş ancak yaygın bir lastik türü. | Open Subtitles | ونوع الاطارات يوكوهاما تي 4 ولكنها منتشرة الاستخدام |
| Ama toprakta belirgin lastik izi olmamasından bunu anlayabilirsiniz. | Open Subtitles | لكن يمكنك القول أنه لم تكن هناك أي آثار لتآكل الاطارات مع الأرض |
| Ben Yale gidiyorum ve orada lastik dükkânı idaresi dersi yok. | Open Subtitles | أنا سوف أذهب إلى [يال]، وهناك لا توجد شركات تخزين الاطارات. |
| Olay yerinde senin arabanın lastik izlerini bulduk. | Open Subtitles | لدينا علامات الاطارات الخاصة بك في جميع أنحاء مسرح الجريمة. |
| Yolun üzerinde birçok iz ve artık, boya parçaları plakadan kopan parçalar ve lastik izleri varmış. | Open Subtitles | كان هناك الكثير من الحطام على الطريق ، بقايا طلاء بقايا من لوحة السيارة ، وعلامات الاطارات |
| Öteki şüpheli ise, iki farklı marka lastiği olan bir aracı kullanıyor. | Open Subtitles | المشتبه الاخر كان يقود السيارة بنوعين مختلفين من الاطارات |
| Ben de dışarı uzandım ve bu tabancayla, bir atışla lastiği parçaladım. | Open Subtitles | ،انني انحنيت للخروج ،و بهذا المسدس طلقة واحدة، وتُمزق الاطارات |
| Çalınan lastikleri saymazsak ordudan atılma sebebim beyaz bir adamdan bile emir almaktan hoşlanmamamdı. | Open Subtitles | السبب في طردي ، بغض النظر عن كل ذلك الامر التافه بخصوص فقدان الاطارات كان لإني لا اريد ان اخذ الاوامر من رجل ابيض |
| Lastikler sapasağlam, ve bunlardan söyleyebileceğimiz... ters olan hiçbir şey olmadığı. | Open Subtitles | الاطارات كانت سليمه ومن هذا نستطيع ان نقول... |
| Dolayısıyla, lastiklerine nişan alın dediğimde anlatmak istediğim başlarına nişan alın olacaktır. | Open Subtitles | لذا عندما أقول لكم أن تصوبوا تجاه الاطارات فلا أقصد سوى التصويب إلى رؤوسهم |
| Ucuz plastik çerçeve ve camlar. | Open Subtitles | الاطارات والعدسات اللاصقة الرخيصة. |
| Üzerinde not vardı : "Gelecek sefer lastiklere nişan al." | Open Subtitles | مع كارت مكتوب به عين على الاطارات في المره القادمه |
| Lastiklerini şişirdikten sonra bisikletim senindir. | Open Subtitles | ضع بعض الهواء في الاطارات ودراجتي ستكون لك |
| Şu tekerleklerin arkasına biraz taş koyun! Lütfen! | Open Subtitles | احضر بعض الاحجار خلف هذه الاطارات لأعاقتها ، ارجوك |