| İlk alıntı Jean-Claude Trichet'den, Avrupa Merkez Bankası Başkanı iken söyledi. | TED | الاقتباس الأول مقتبس من جان كلود تريشيه عندما كان يرأس مجلس إدارة البنك المركزي الأوروبي. |
| Şu alıntı beyaz bir adamdan Robert Moritz'den PricewaterhouseCoopers yönetim kurulu başkanı, konuşmaya dahil etmemi istedi. | TED | ذلك الاقتباس قيل من قبل الرجل الأبيض، روبرت موريتز، مدير شركة برايس ووترهاوس كوبرز، طلب مني أن أدرجه في حديثي. |
| alıntı yapmadan nasıl hassas bir düşünceye sahip olabiliriz ve geçmişte olanlarla karşılaştırabiliriz? | TED | كيف يمكن ان يكون لدينا التفكير المتأزم بدون القدرة على الاقتباس و نكون قادرين على مقارنة ما يحصل بالماضي |
| Bu sözü ve sanatın, en azından hikaye sanatının, ne olduğunu anlamama yardımcı olan şey çocuklarla çalışmaktı. | TED | والشيء الذي جعلني افهم هذا الاقتباس وفهم ما هو الفن، او على الأقل فن الخيال، هو العمل مع الأطفال. |
| Bu alıntıyı seviyorum, çünkü bence ölüler muhabbetin dışında kalmamalılar. | TED | وأنا أحب الاقتباس لأني أعتقد بأنه علينا ألا نقصي الأشخاص الذين سبقونا من الحوار. |
| Ve kendisi tırnak işaretine benzeyen, şu sembolle devam ettirilme eğiliminde. | TED | وهذا بدوره يميل إلى أن يتبع بعلامات الاقتباس مثل هذا الرمز. |
| Fatura. | Open Subtitles | الاقتباس. |
| Bu sefer sadece bir alıntıdan daha fazlasına ihtiyacımız var. | Open Subtitles | هذه المرة نحن بحاجة إلى المزيد من مجرد الاقتباس. |
| Yani şimdi büyük bir gelişmenin zamanı ve ne kadar çok araştırırsam fizikçi Freeman Dyson' dan bu Alıntının hiç de abartı olmadığına ikna oluyorum. | TED | لذلك هذا زمن ازدهار كبير، وكلّما ألقي نظرة حولي، أصبح مقتنعا أكثر بأنّ هذا الاقتباس من الفيزيائي "فريمان دايسون"، ليس مبالغا فيه على الإطلاق. |
| Ancak bu küçük alıntı görüşme sırasında söylediklerinin güzel bir özeti. | TED | ولكن هذا الاقتباس الصغير يلخص بشكل ممتاز ما كان يقوله أثناء المقابلة |
| Ateistlerin de kutsal kitaptan alıntı yapmaya hakkı yok. | Open Subtitles | والملحدون لا يحق لهم الاقتباس من الكتاب المقدس |
| Gazeten için alıntı. Kapatmalıyım. | Open Subtitles | هذا هو الاقتباس لصحيفتك يجب أن أقفل الخط |
| Biz konuşuyorduk. Tony üstünde bir alıntı olmasını önerdi. | Open Subtitles | كنا نتحدث، وتوني تعتقد أنك يجب أن يكون الاقتباس. |
| Sence Kuzuların Sessizliği'nden alıntı yapıyorsunuz diye bir ezik için riske girer miyim? | Open Subtitles | و تظن بأنني سأضاعف رهاني على شخص خاسر لأنك تجيد الاقتباس من فيلم صمت الحملان ؟ |
| Evet, Richard ii 'den alıntı yapamadığım. | Open Subtitles | أجل، عدم مقدرتي على التعرف على الاقتباس من ريتشارد الثاني |
| ED: Bu sözü sizinle paylaşmak için can atıyordum. | TED | أ د:لقدد كنت اتطلع الى مشاركة هذا الاقتباس معكم |
| O sözü kullanamazsın. | Open Subtitles | نحن لا نستطيع استخدام هذا الاقتباس |
| Ve bir de Flaubert'in çok sevdiğim şöyle bir sözü var: "Her zaman en tepelerde yer almak istemişimdir ama bokla dolu bir akıntı kendi kuyusunu kazıyor beni aşağı çekmekle tehdit ediyor." | TED | ويوجد هذا الاقتباس من فلوبير الذي أحبه : "حاولت دائماً أن يعيش في برج عاجي، ولكن مد القرف ضرب في جدرانه، تهدد بتقويضها ". |
| Bu alıntıyı ben de- -Kitabınızın 184'üncü sayfasına kullanmıştınız. | Open Subtitles | استخدمت هذا الاقتباس بالتحديد في كتابك في الصفحة 184 |
| Bu alıntıyı İnternette bulamıyorum. | Open Subtitles | لا يمكنني إيجاد هذا الاقتباس على الإنترنت |
| Ama iki ay evvel, Tribune gazetesine isimsiz alıntıyı siz verdiniz? | Open Subtitles | ولكن قبل شهرين، هل أعطيت هذا الاقتباس المجهول إلى تريبيون؟ |
| Tamam, öyleyse bana tırnak içine almam gerekmeyen bir ekip ver. | Open Subtitles | حسنا اذن اعطني فريقا ليس علي ان اضعه ضمن علامات الاقتباس |
| Bekle, bu senin bize öğretmen eğitiminde öğrettiğin tırnak içerisinde | Open Subtitles | انتظر " هذا هو اقتباسك نهاية الاقتباس "جملتك الشهيرة لتعدني" |
| Fatura. | Open Subtitles | الاقتباس. |
| Basit bir alıntıdan öte bir şey bu, Gary. | Open Subtitles | انها اكثر من الاقتباس غاري |
| Alıntının sonu. | Open Subtitles | نهاية الاقتباس. |