| En iyi an bu. Bunu hızlandırmak istemeyiz. | Open Subtitles | هذه أفضل لحظة، والآن لا نود التعجيل في هذا |
| Süvari, Kıyamet'i hızlandırmak için burada... | Open Subtitles | لقد جاء "الفارس" لأجل التعجيل بنهاية العالم، |
| Bunu hızlandırmak için 2000 yılından günümüze kadar | Open Subtitles | من اجل التعجيل بهذا, نطلب |
| - İlham olayı aceleye gelmez. - Tamam. Pekâlâ. | Open Subtitles | ـ لا يمكنك التعجيل في الإلهام ـ حسناً، إجابة وافية |
| Hannibal Lecter'ın tutuklanmasını hızlandırmaya yardım etmek mi istiyorsun? | Open Subtitles | أنت تود المساعدة في التعجيل بالقبض على (هانيبال ليكتر)؟ |
| Olszanski'ye arkadaşım Bayan Herrera'nın talebini hızlandırmak için Başkan Yardımcısı'nın ofisinden telefon beklemesini söyle. | Open Subtitles | أخبر (أولزنسكي) أن يتوقع مكالمة من مكتب نائب المحافظ (عن التعجيل بطلب صديقتي الآنسة (هيريرا |
| Akşam yemeğini aceleye getirmek istemem ama her şey hazır. | Open Subtitles | لا أريد التعجيل بالعشاء، لكن كل شيء جاهز... |
| - Anne, seni aceleye getirmek istemem ama... | Open Subtitles | أمي لا أنوي التعجيل لكن |
| Süreci hızlandırmaya çalışıyorum. | Open Subtitles | - أحاول التعجيل بالأمر |