| Ve ilk kez bankacılar, kulüp evlerinden çıkıp striptiz kulübüne gittiler. | Open Subtitles | وللمرة الأولى موظفوا البنوك انتقلوا من النادي الريفي الى نادي التعري |
| Nedenini bilmiyorum, ama striptiz kulübü dışında bir yerde kahvaltıdan tat alamıyorum. | Open Subtitles | لا أعرف السبب , ولكني لا استمتع بالإفطار إلا في حانات التعري |
| Ayrıca striptiz kulüplerine pek gelmediğini biliyorum o yüzden sana birkaç ipucu vereceğim. | Open Subtitles | و أعلم أنك لا تذهب لنادي التعري كثيراً لذا سأقول لك بعض النصائح |
| - Başkalarının önünde çıplak kalmak hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | لمَ لا؟ لأنني لا أحب التعري أمام رجل آخر |
| Onları banyo ettirirseniz, bu yalnızca daha fazla çıplaklık demek. | TED | وإذا أعطيتهم حماماً، فهذا يعني مزيداً من التعري. |
| striptiz kulübünde etrafı iplemeden oturmanın sebebi bunu gerçekten de düşünüyor olman. | Open Subtitles | السبب الوحيد لجلوسك في ناد للتعر متجاهلا التعري لانك تفكر بالأمر فعلا |
| Beni görmeni istiyorum, siğiller ve hepsi, ve evet striptiz klübüne gidiyorum. . | Open Subtitles | أنا أريدكِ أن تريني على طبيعتي و أجل أنا ذاهب إلى نادي التعري |
| Geç saat barı, striptiz kulübü, ya da geç saat striptiz kulübü? | Open Subtitles | بعد ساعات في الحانة نادي التعري أو بعد ساعات في نادي التعري |
| Bunlar ayrı ayrı seçenekler mi yoksa karın striptiz kulübünde mi kalıyor? | Open Subtitles | هل تلك خيارات منفصله ؟ أو زوجتك تعيش في نادي التعري ؟ |
| Sarhoş olup striptiz klübüne gitmek. | Open Subtitles | المرحلة الثانية؟ السكر والذهاب إلى نادي التعري |
| Şimdi, striptiz yapma teorisini gözden geçirelim. | Open Subtitles | والآن لنبدأ بنظرة سريعة على نظرية التعري |
| Hey, neden onları striptiz kulübüne geri götürmüyorsun, Charo? | Open Subtitles | لم لا تأخذينها إلى نادي التعري أيتها الحمقاء ؟ |
| Kappa'dan iki arkadaşla San Diego'daydık ve hepsi "Hadi Eriksen, gidip bi striptiz klübüne takılalım" diyorlardı. | Open Subtitles | انا في سان دييقو مع اثنين من اصاحبي من كوبا و قالا .. يا اريكسون لنذهب إلى نادي التعري |
| Burası çıplak kadınların görev yaptığı itfaiye binalarından birisi. | Open Subtitles | إنّ هذه واحدةٌ من محطات حريق التعري الأنثوي |
| Mavi çizgi öpüşmek, kırmızı çizgi çıplak kalmak, ve sanırım kale alanının zaten adı üstünde. | Open Subtitles | الخط الأزرق هو التقبيل،والخط الأحمر هو التعري وأنا أعتقد أن التجعد يحكي عن نفسه |
| Kedilerin önünde çıplak duramam. İşime gelmez. | Open Subtitles | لا أستطيع التعري أمام القطط لأنها تهاجم الاماكن الحساسة |
| çıplaklık, vücut, güneş ışığı. Ben bunlar için doğdum. | Open Subtitles | التعري , اللحم , ضوء الشمس هذا ما ولدت لاجله |
| Yetişkinlerin durumları, konuşma dilleri, ve çıplaklık içermektedir. | Open Subtitles | انه يحتوي على مشاكل للبالغين وعلى لغة للبالغين وعلى التعري |
| Oraya gittiğimizde, hemen The Strip'e gideceğiz. | Open Subtitles | عندما نصل الى هناك ، سنذهب على الفور الى نادي التعري |
| Limuzin, otel odası... şampanya, havyar ve erkek striptizci... | Open Subtitles | لديك ليموزين, الغرفة كريستال بالكافيار ذكور التعري |
| Bu hükümetin FCC'si osturuğu TV'den kaldırmaya çalışıyor, ve bütün seks,çıplaklığı ve sıçmayı da. | Open Subtitles | هذه اللجنة تحاول إبعاد كل الضراط عن التلفاز وكل الجنس ، وكل التعري وكل الثدي |
| Aslında soyunma işi pek kötü değilmiş. | Open Subtitles | في الواقع طريقة التعري ليست سيئة |
| Onun yanında çıplakken ne kadar rahat dolaştığına inanamamış. | Open Subtitles | لم يصدق كم شعرت بالإطمئنان من التعري أمامه |
| Paris'in en göz alıcı çıplakları! | Open Subtitles | أروع صور التعري في (باريس) |
| Ufak bir de kazanç sağlıyoruz. Sonuç olarak, birilerinin bizim koca oğlanın, uh, kucak dansı paralarını ödemesi gerekiyor. | Open Subtitles | فعلى أحد ما أن يدفع ثمن رقصات التعري من أجل هذا الضخم |
| Bu gece Cumartesi gecesi soyunmak için kiralandıysam, soyunacağım. | Open Subtitles | لذا، إن تم استئجاري لخلع ثيابي فسأشرع في التعري |
| striptizi Freemont'ta mantar paketlemek için mi bıraktın? | Open Subtitles | تركتِ رقص التعري لأجل تعبئة الفطر في "فيرمونت"؟ |
| Kesinlikle striptizcilere karşı değilim. | Open Subtitles | كلا جميعنا لدينا أصدقاء مدمنون بنوادي التعري |