| Çünkü kimse güvensiz bir toplulukta, egzersiz yapamadıkları yaşamı seçmedi. | TED | لأنه لا أحد يختار أن يعيش في مجتمع غير آمن حيث لا يمكنهم التمرّن. |
| Şimdi de daha hiç egzersiz yapmadan salondan ayrılıyor. | Open Subtitles | والآن هُو يُغادر الصالة الرياضيّة من دون التمرّن. |
| egzersiz yapmak için çaba göstereceğim. | Open Subtitles | وسأبذل جهداً أكبر في محاولة التمرّن. |
| Ama iyi bir anne olmak pratik ister. | Open Subtitles | لكن تحتاج إلى التمرّن لتصير أمًا جيّدة |
| Tommy buranın yardımcı yöneticisi ve bütün yaptığı pratik. | Open Subtitles | الفتى (تومي) هو مساعد المدير هنا كل ما يفعله هو التمرّن |
| pratik yapmak gerekiyor. | Open Subtitles | فالأمر يتطلّب التمرّن |
| Evet, egzersiz yapmak gibi. | Open Subtitles | أجل، مثل التمرّن. |
| Harrison eve geldiğinde egzersiz yapardım, yemeği hazırlardım. | Open Subtitles | التمرّن و التأكّد من أنّ العشاء جاهز، بحلول عودة (هاريسون) إلى المنزل. |
| Bilginiz olsun, şu anda egzersiz yapıyor olabilirim. | Open Subtitles | {\pos(190,230)} ،لعلمكم جميعا بإمكاني أن أكون قيد التمرّن الآن |
| Mülakatın için pratik yapmaya devam etmeliyiz. | Open Subtitles | -علينا متابعة التمرّن على هذه المقابلة |