Hepimizin başına ödül konması adil değil. | Open Subtitles | ستتم ازالة الجائزه التي على رؤوسنا عاجلا ام اجلا. |
Eski bir fıkra vardır. Ringde bir ödül boksörü vardır. | Open Subtitles | هناك نكتة قديمة حول معركه الجائزه في الحلقة. |
Televizyona çıkacaksın, ödül verecekler, şarkı söyleyeceksin, bu süper bir şey. | Open Subtitles | تظهر على التلفاز ,يعطونك الجائزه تغني اغنيه ... انه شيئ ساحر |
Bir söylentiye göre Tesla, ödülü Edison ile paylaşmayı reddetmişti. | Open Subtitles | انتشرت اشاعه ان تيسلا رفض مشاركه الجائزه مع توماس أديسون |
O ödülü, bu süpermarketi temsil eden çalışana vermem gerek. | Open Subtitles | الآن،ٍسأمنح الجائزه إلي موظف يمثل ما عليه هذا السوبر ماركت |
Söylediğin gibi, iz... izin ve ödülün yarısı karşılığı, seni ele vereceğim. | Open Subtitles | كما إقترحت. للـ.. للترخيص و النصف من الجائزه.. |
Eşcinsel standında ödül o olmasın? | Open Subtitles | أتسائل إذا كان هو الجائزه في كشك الشواذ؟ |
Büyük ödülünüzün aslında sonuncuya verilen ödül olduğu ortaya çıksaydı ne kadar aptal görünürdün, hiç düşündün mü? | Open Subtitles | لذا كم ستبدين خرقاء اذا انفضح بأن الجائزه الكبرى هي جائزة حمقاء |
O, Sebastian'ın büyük ödül olduğunu düşünüyor ve hiçbir şeyde durmayacak. | Open Subtitles | انه الجائزه في نهاية المطاف و سوف تتوقف تلك الفتاة |
Bu yüzden mi ödül için kampanya yapıyorsun? | Open Subtitles | وهل لذلك تقوم بالحملة لهذه الجائزه ؟ صحيح , هذا تصرف غبي , أليس كذلك ؟ |
Bugün ödül kazanmamış olabilir ama izini üzerimizde her gün bırakıyor. | Open Subtitles | الذي ربما لم يربح الجائزه اليوم لكنه يقوم بالتأثير علينا جميعا كل يوم |
İşine yaradıktan sonra ödül için seni ihbar edebilir. | Open Subtitles | مازال بأمكانه خذلك من اجل الجائزه بعد ان تخدم مساعيه |
Churchill'in, hiçbir zaman vermeyi istemediği bir ödül: | Open Subtitles | الجائزه التى قال "تشرشل" عنها يـومـاً أنهـا أبـداً لـن تضيع مـن يـده "طُــبــرق" |
ödül Hindistan'dan gelen Mansi'nin | Open Subtitles | و الجائزه ل مانسي شنكر من الهند |
ödül, kraliçeyi uyandıracağız ve dünya kurtulacak. | Open Subtitles | الجائزه ان نوقظ الملكه و ننقذ العالم |
ödülü aldım. Sana özel bir tavır değil. | Open Subtitles | و لقد اخذت الجائزه ، و لا يوجد اى شىء شخصى |
O kadar başarılıyız ki bu, bizi evrimin büyük ödülü olduğunu düşünmeye cezbediyor. | Open Subtitles | نحن ناجحون جداً لدرجة أنه من المغرى التفكير بأننا الجائزه الكبرى للتطور |
Londra'ya gideriz, Polly bilim ödülü şeyini kazanır para ödülünü alır, korsan yarışmasına girerim ve kazanırım! | Open Subtitles | نذهب الى لندن. بولي يفوز بجائزة العلم هذه نأخذ الجائزه الماليه. |
Gidelim de ödülü bekletmeyelim. | Open Subtitles | الان تعالو لا نستطيع ان نجعل تلك الجائزه تنتظر |
Ama ödülü istiyorsan, gözünü ondan ayırmayacaksın. | Open Subtitles | و لكنك إذا اردت الجائزه, يتوجب عليك ابقاء عينيك عليها |
Samuray'ın başına konan ödülün peşindesin. | Open Subtitles | تريد الجائزه المخصصه لمن يقبض على الساموراي. |