| Central Park Beşlisi davasına bakabilirsiniz: ebeveynlerinin desteğiyle, 1989'da sahte bir şekilde vahşi bir toplu tecavüzü itiraf eden beş genç. | TED | يمكنكم فقط النظر في قضية سنترال بارك فايف: حيث اعترف خمسة مراهقين كذبًا بالاغتصاب الجماعي في عام 1989، في حضور آبائهم. |
| toplu cinayeti seçiyorsun ve söyleyeceğin hiçbir şey mazur gösteremez! | Open Subtitles | أنت تختار القتل الجماعي ولاشيء مما تقوله يجعل هذا حسن |
| Onlar arkadaş ve takım çalışması gibi değersiz şeylere bağlı kaldılar! | Open Subtitles | حتى عندما كنتُ مقيداً بالقوانين التافهة التي تسمى الصداقة والعمل الجماعي |
| Ben başarının takım çalışması olduğuna inanıyorum, eşit şekilde fikir pay-- | Open Subtitles | لذا أعتقد بأن المفتاح للعمل الجماعي الجيد هو التبادل المتساوي بالأفكار |
| Şöyle bir bakmanızı ve grup yemini olarak imzalamanızı istiyorum. | Open Subtitles | و أريدكم أن تراجعوها و توقعوها كنوع من التضامن الجماعي |
| Emniyet. Önce emniyet, sonra ekip çalışması. Şimdi beni iyi dinle. | Open Subtitles | الأمان ، الأمان أولاً ، وبعده العمل الجماعي والآن ، اسمعني |
| Dünya'nın dört bir yanından binlerce insan küresel bir ilki başarmak için toplandılar: İlk kitlesel fonlu hastaneyi inşa ettik. | TED | تداعى الآلاف من حول العالم لإنجاز ما سيكون الأول عالميا: بنينا أول مستشفى على الإطلاق يبنى بالتمويل الجماعي. |
| Ingot şirketini kurtarmak için herşeyi yapar. toplu katliam bile. | Open Subtitles | انها مستعدة لفعل أي شيء لانقاذ شركتها حتى القتل الجماعي. |
| toplu öfkemizi güzelliğe dönüştürmek için bir şeyler yapmak istedim. | TED | أردت فعل شيء لتحويل غضبنا الجماعي إلى شيء جميل. |
| 2004 yılında nadir bulunan toplu karar eksikliğinde sivil itaatsizliğin sınırlarında vatandaşlar beni vali seçti. | TED | وثم، في عام 2004، في غياب الحكم الجماعي نادر الحدوث هذا القريب من العصيان المدني، اختارني السكان عمدة. |
| Ayrıca mantık, gezegenimizi yağmalamaya ve kendi türümüzü toplu katliamla tehdit etmemize sebep olan şey değil miydi? | TED | أو لم يكن المنطق هو الذي اعطانا الوسيلة لسلب الكوكب وتهديد فصيلتنا بأسلحة الدمار الجماعي |
| Sadece bir doğrulama listesi kulanmak öncekilerden farklı değerleri benimsenizi gerektiriyor, alçak gönüllülük, disiplin, takım çalışması gibi. | TED | فقط باستخدام قائمة مرجعية يتطلب منك اعتناق قيم مختلفة عن تلك التي كنا، مثل التواضع، الانضباط، العمل الجماعي. |
| takım çalışması, fair-play ve eğlence konusunda baya kendimi geliştirdim. | Open Subtitles | أنا أتعلم الكثير عن العمل الجماعي واللعب العادل وكل تلك التفاهات |
| İyi bir beysbol takımı için takım çalışmasına ihtiyacın vardır. | Open Subtitles | حسناً ، لكيّ تحصل على فريق كرة سلة ناجح ، ستحتاج إلى العمل الجماعي |
| Gördüğünüz üzere takım işi insanı bir yere kadar götürür. Sonrasında benim gibi bir insan, gelir ve günü kurtarır. | Open Subtitles | فالعمل الجماعي سيقودك للفوز فقط، ثم يأتي دور الشخص الرسمي ويأخذ الجائزة |
| Eğer aile ile birlikte iseniz grup danışmanlığına kalmanız gerekli. | Open Subtitles | ان كنت مع العائلة يجب ان تبقي لأجل العلاج الجماعي |
| Çünkü benim ailemde, okumak en önemli grup aktivitesiydi. | TED | لأنه في عائلتي، القراءة كانت النشاطا الجماعي الأساسي. |
| Başka bir deyişle, Charles Darwin grup seleksiyonuna inanıyordu. | TED | وبعبارةٍ أُخرى ، كان تشارلز داروين يؤمن بالانتقاء الجماعي. |
| Bizden en ufak birimize karşı, ekip hakkındaki onca şey? | Open Subtitles | كل ماكتبته عن العمل الجماعي أكبر من أي أحد منا |
| Kadınlar için de ekip çalışmasını deneyimleyen kuşaklar var. | TED | وبالنسبة للنساء، توجد أجيال قد جربت العمل الجماعي. |
| demişti. kitlesel denetimin görünmez ve saptanamaz zincirlerini eritmeyi deneyebiliriz, yine de bize dayattığı kısıtlamaların daha az tesirli hâle gelmeyecektir. | TED | نستطيع أن نحاول ونجعل قيود المراقبة الجماعي غير مرئية أو غير مرصودة، ولكن العوائق التي تفرضها علينا لا تصبح أقل تأثيراً. |
| Zombi ilmi on yıllardır ortak bilincin bir parçası olmuştur. | Open Subtitles | كانت تقاليد الزومبى جزء من الوعي الجماعي لعقود من الزمن. |
| Ve bu durumdan kolektif eylem için kurumlar oluşturarak kurtulabilirler. | TED | لقد تمكّنوا من تفاديها عن طريق إنشاء مؤسسات للعمل الجماعي. |
| Bize kitle kaynağı platformu oluşturmada yardımcı olacaklar. | TED | سيقومون بمساعدتنا لتوسيع منصة التعهيد الجماعي المذهلة التي يمتلكونها. |
| Masallarla yapılacak bir şeyler olduğunu düşünüyorum, Masallar hepimizi kollektif bir şuura yönlendirir. | TED | لذا أعتقد أن هناك طرقاً للتعامل مع الخرافات، الخرافات التي نحملها في وعينا الجماعي. |
| Hepimiz buradayız, ben, Votan Birliği ve Datak Tarr. | Open Subtitles | حسنا . جميعنا هنا انا و الفوتان الجماعي و داتاك |