| Şimdi, kan basıncında gördüğümüz bir problem, kan basıncını sabit tutabilmek için vücudunuz yapabileceği her şeyi yapar. | TED | الأن, إحدى المشاكل في النظر إلى ضغط الدم هو أن جسمك يفعل كل شيء يستطيع للحفاظ على ضغط الدم في المستوى نفسه. |
| Performansta ise, kan materyaldir, jilet veya bıçak bir araçtır. | TED | خلال الأداء، الدم هو المادة، وشفرة الحلاقة أو السكين هي الأداة. |
| Bu kan emici yaratıklar, kuduz taşıyıcılarının başında gelir. | Open Subtitles | هذا المخلوق تمتص الدم هو واحد من العديد من شركات الطيران المسؤولة عن داء الكلب. |
| Bilmeseydim. O kanın, altın değerinde olduğunu düşünürdüm. | Open Subtitles | لولا معرفتي الوثيقة بك لظننت أن الدم هو ذهب سائل |
| Ve bizim tek yapmamız gereken kanın, nasıl da güzel bir şey olduğunu ona göstermek oldu. | Open Subtitles | وكل ما كان علينا القيام به عرض لها كيف جميلة كل الدم هو. |
| Onu öldüren ilaçlar değil kanı. | Open Subtitles | الدم هو الذي يقتلها ماذا يفعل الجميع؟ |
| Onu öldüren ilaçlar değil kanı. | Open Subtitles | ليس الدواء الدم هو الذي يقتلها |
| kan kurbanınkiyle uyuşuyor, ama üzerindeki parmak iziyle uyuşmuyor. | Open Subtitles | الدم هو دم القتيل لكن هذه البصمات التى رفعناها منها ليست له |
| Tatlım düşünüyordum da kan bağları ne kadar güçlü oluyor. | Open Subtitles | أنا أفكر فقط. الدم هو في الحقيقة أكثر سمكا من الماء. |
| O ve bize gelince, gerçekten kan çıkacaksa bile, yüzyıllar sonra burada bulacakları şey orman olacak. | Open Subtitles | وبالنسبة لنا وله لو كان الدم هو ما سينسكب من هنا وحتى 1000 عام فالزعيم هو ما سيجدونه هنا |
| Bak sana ne söyleyeceğim, tüm işi gören şu kadarcık kan. | Open Subtitles | انا اقول لكم يا اخوانى القليل من الدم هو ما سبب هذا الطعم |
| Evet, ama bu pek bir işe yaramadı. Şey... kan... | Open Subtitles | ولكنها لم تجعل الوضع أفضل كان الدم هو ما يجعله باردا |
| Bütün kan örnekleri Flora'ya ait. | Open Subtitles | جميع الدم هو أوتوماتيكية الموضع حيث جدت المسعفين الجسم النباتات و. |
| O kan, üç ay öncesinden kalma. Holt o sırada hapisteydi. | Open Subtitles | الحق، وهذا الدم هو أكثر من ثلاثة أشهر من العمر ، وكان هولت لا يزال في السجن. |
| Sonuçta kan içmek senin tek yaşam kaynağın değil ya? | Open Subtitles | ليس الأمر كأن شرب الدم هو مصدر تغذيتك الرئيسي |
| Belki de kan nakli tam da ihtiyacı olan şeydir. | Open Subtitles | قد يكون نقل الدم هو تماماً ماهي بحاجة إليه |
| Iris'i kurtarmanın yolunun senin kanın olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | اسمع، أنا لا أعتقد أن الدم هو المفتاح لإنقاذ ايريس. |
| Buraya kimse gelmedi. Duyduğun şey senin kanın. | Open Subtitles | لم يأت أحد الدم هو من يصرخ فيك |
| Konu ısırmak değil kanı içmek | Open Subtitles | . وانما الشرب من الدم هو الذي يفعل هذا |