| Babam bankayı soymaya çalışmıştı, ama onu yakaladılar. | Open Subtitles | ذهبت مع أبي، الذي حاول السطو على المصرف لكنهم قبضوا عليه |
| O ve adamları... bankayı soymaya çalıştı. | Open Subtitles | انه بالداخل على الارض لقد كان يريد السطو على البنك |
| Soygun, haneye tecavüz, araba hırsızlığı savcıya saldırı. | Open Subtitles | السطو على بنك, إقتحام منزل , سرقة سيارة الإعتداء على مدعي عام |
| Yani herhalde bu adamlar sırf soymak için de banka soyabilirlerdi. | Open Subtitles | أقصد، أعتقد أن أولئك الأشخاص بإمكانهم السطو على بنك لمجرد ذلك |
| Sabah gazetenizi alın. Banka soygunu haberi burada. | Open Subtitles | ,أحصل على الصحف الصباحية من هنا كل ما تريد معرفته عن عملية السطو على البنك |
| Gold Şehir Bankası'ndaki soygunun tanıkları. | Open Subtitles | شهود على السطو على البنك المركزي للمدينة |
| Sonra da evi soyulmuş ve tek çalınanlar kıyafetleriymiş. | Open Subtitles | ومن ثم تم السطو على منزلها و الشيء الوحيد المفقود كان ملابسها |
| "Bazıları banka soygununun politik eylem olmadığını söylüyor." | Open Subtitles | يقول البعض، السطو على بنك ليس عملا سياسيا |
| Banka soygunundan olabileceğini düşündüm. | Open Subtitles | وأعتقد أنها تعود إلى عملية السطو على المصرف |
| Ahmak kardeşler, dün bir marketi soymaya çalışırlarken tutukladılar. | Open Subtitles | لقد قبضنا على أخوته فى الجهاد أمس عند محاولتهم السطو على أحد المحلات أو ما شابه |
| Sabah kalkıp banka soymaya karar vermiş bir serseri değil. | Open Subtitles | ليس شخصاً غبياً إستيقظ للتو، وقرّر السطو على مصرف. |
| Spike yeni sağlık merkezini soymaya hazırlanıyormuş. | Open Subtitles | قرر سبايك السطو على البنك الجديد وقد سمعهم كيلي |
| Banka soymaya kalkışmış. | Open Subtitles | حاول السطو على بنك من الداخل الى الخارج. |
| Robert Hernandez, birinci dereceden haneye tecavüzden suçlu bulundunuz. | Open Subtitles | (روبرت هيرناندز) ثبت أدانتك في في السطو على وحدة سكنية واحدة |
| Chloe Tayner, birinci dereceden haneye tecavüzden suçlu bulundunuz. | Open Subtitles | (كلوي تيرنر) لقد ثَبت إدانتك... في السطو على وحدة سكنية واحدة ... ، |
| Yani herhalde bu adamlar sırf soymak için de banka soyabilirlerdi. | Open Subtitles | أقصد، أعتقد أن أولئك الأشخاص بإمكانهم السطو على بنك لمجرد ذلك |
| incinnatide yetmişlerin son ortasında bir banka soygunu ile ilgilenen özel güçte FBI ile işbirligindeydim. | Open Subtitles | لقد كنت وسيلة الأف بي أي للاتصال في قوة مهمات السطو على البنوك في مدينة كينيكيت في منتصف و حتى اواخر السبعينيات |
| Silahlı soygunun hedefi biyolojik bir şey taşıyan zırhlı araçtı. | Open Subtitles | كان الهدف السطو على شاحنة مدرعة على متنها بعض البحوث البيولوجية |
| Polis memuru şu anda olay yerinde, ve korkarım ki evinizde soyulmuş. | Open Subtitles | وقد استجاب الموظف المسؤول لذلك وأخشى أن التقرير يشير إلى أنه قد تم السطو على منزلك |
| Los Angeles Bankası soygununun seni hapse atan dedektifle alakası ne? | Open Subtitles | لماذا تكون قضية السطو على بنك (لوس انجلس) له علاقه بالمحقق الذي أبعدك |
| Milwaukee banka soygunundan bir tanığın söylediğine göre Sam ve Dean hayatını kurtarmış. | Open Subtitles | و هناك شاهدة خلال عملية السطو على المصرف في (ميلواكي) تقسم أن (سام) و (دين) أنقذا حياتها |