| Bu göçmen öğrenci ailesinde ilk defa ATM kullanan kişi. | TED | هذا الطالب المهاجر هو الأول في عائلته الذي استخدم الصرافة. |
| Eveet, benim tahminim gençler benzin parası için ATM de durdurlar. | Open Subtitles | حسناً تخميني أن الرجل توقف عن آلة الصرافة لأخذ المال للوقود |
| Bu kesinlikle üç sene önce doğum gününde ona aldığın uğurböcekli bozukluk çantasını telafi edecek. | Open Subtitles | هذا تماماً سيعوض عن تلك الصرافة على شكل خنفساء التي أشتريتها لها قبل ثلاث سنوات لعيد ميلادها. |
| Her şeyin satıldığı küçük dükkanların, kozmetik mağazalarının, Döviz bürolarının kötü görüntüsü aslında daha sonrasında renk teorisi dendiğini öğrendiğim şeyin bilmeyerek temel ilkelerini öğrendiğim yerlerdi. | TED | المزيج البصري للمتاجر في الزوايا، وصالونات التجميل، ومحلات الصرافة هي حيث تعلمت تلقائيًا المبادئ الأساسية لشيءٍ عرفت لاحقًا أنه يُدعى بنظرية الألوان. |
| 04:30'da çalıştığı barı sahibiyle birlikte kapatırlarken beyaz bir erkek içeri giriyor, kasayı soyuyor ve bar sahibini vuruyor. | Open Subtitles | الساعة 4: 30 صباحاً يقفل حانةً يعمل بها مع المالك حيث يدخل ذكر أبيض يسرق الصرافة ويصيب المالك |
| Nakit Para çekme bedeli 1.50 Paund. Bu tamamiyle rezalet. | Open Subtitles | يضيفون جنيهاً ونصف لاستخدام آلة الصرافة ، إنها فضيحة لعينة |
| Banka olayında, katil onları önceden çağırmış olsa bile yanlış adrese gittiler. | Open Subtitles | ي موضوع الصرافة ربما القاتل قتلهم على الطريق بأية حال |
| Banka soydun, veznedar öldürdün. | Open Subtitles | لقد فعلت الكثير لقد سرقت مصرف , قتلت عامل الصرافة |
| Kasiyersin kızım sen. | Open Subtitles | إنّكِ الصرافة اللعينة ! |
| Onu bankamatiğe kadar takip ettim ve ağzıma geleni söyledim. | Open Subtitles | لقد لحقته إلى الصرافة لأعطيه بعض الكلمات |
| 86.000 dolar kazandık, Ray ve bozukluklar. | Open Subtitles | ربحنا 86 ألف دولار وبعض الصرافة يا راي |
| Birisi Cuma gecesi saat 10:03'te ATM'ye gitmiş. | Open Subtitles | شخص ذهب لآلة الصرافة الساعة 10: 03 ليلة الجمعة |
| Daha ATM'ye uğramadım. Sadece İngiliz parası var. | Open Subtitles | لم أذهب إلى الصرافة لذا لدي إنجليزية فقط |
| Hayır, ATM'de güvenlik kameraları var. | Open Subtitles | لا، أجهزة الصرافة الآلية لديها كاميرات أمنية |
| Gece yarısını bir dakika geçene kadar bekleyeceğiz sonra da ATM'den daha fazla Para alacağız. | Open Subtitles | علينا الإنتظار حتى مرور دقيقة واحدة بعد منتصف الليل ثم سنحصل على المزيد من النقود من جهاز الصرافة الآلي |
| Bir gurup genç ATM'den Para çekerken beni gördüler. | Open Subtitles | بعض الرجال شاهدوني أخرج نقوداَ من جهاز الصرافة |
| 86,000 dolar ve biraz bozukluk kazandık değil mi, Ray? | Open Subtitles | ربحنا 86 ألف دولار وبعض الصرافة يا راي |
| 86,000 dolar ve biraz bozukluk kazandık değil mi, Ray? | Open Subtitles | ربحنا 86 ألف دولار وبعض الصرافة يا راي |
| Ben Döviz işindeyim. | Open Subtitles | أنا في مجال الصرافة الأجنبية |
| İki adam geldi, biri arkaya gitti diğeri silah çekip kasayı boşaltmamı söyledi. | Open Subtitles | جاء شخصين أحدهم من الخلف سحب الآخر مسدساَ جعلني أفرغ نقود الصرافة |
| Para bozdurma işinde uzman birine ihtiyacınız olursa özellikle de Afrika'da, aradığınız adam tam da benim! | Open Subtitles | لو إحتجت لخبير فى الصرافة خصوصا ً أفريقيا فأنا الرجل المناسب.. |
| Neyse ki veznedar çantaya boya paketi atmayı başarmış. | Open Subtitles | هي أن مدير الصرافة نجح بوضع مغلف الصبغة |
| Kasiyersin kızım sen. | Open Subtitles | إنّكِ الصرافة اللعينة ! |
| Bu adam Para lazım olunca bankamatiğe gitmiyor. | Open Subtitles | عندما يريد المال لا يذهب إلى آلة الصرافة |
| Evet, doğru. 650 milyon dolar. Ve bozukluklar. | Open Subtitles | أجل 650ملبون دولار وبعض الصرافة |
| Ben... Sanırım bir bankamatik bulabilirim. | Open Subtitles | أنا أعتقد بأنّه يمكنني الذهاب إلى الصرافة |