| aile üzerindeki bu etki herkesi kapsıyordu; sadece keşif araçları üzerinde çalışanları değil, aynı zamanda ailelerimiz de etkileniyorlardı. | TED | لكن التأثير على العوائل كان يشمل الجميع. لم يكن نحن فقط من يعمل على المركبات المتجولة ولكن عوائلنا أيضاً. |
| Burayı kullanarak Afrika'dan, en azından bir kaç aile çıkabilmiş miydi? | Open Subtitles | هل من الممكن أن عدد من العوائل عبروا أفريقيا من هنا؟ |
| Bazı aileler gerçekten de Noel mutluğu yaşıyor, sorunlarından uzaklaşmayı başarıyorlar. | Open Subtitles | بعض العوائل تستمتع بعيد رأس السنة مع المثيلين لإبعاد المشاكل بعيداً |
| Ve sonuç olarak, Amerikalı aileler de petrolün masrafını çekiyor. | TED | وفي النهاية ، العوائل الأمريكية تدقع للنفط |
| Siz bankacıların yaptığı gibi aileleri kollarından tuttuğum gibi, dışarı fırlatıp atmam. | Open Subtitles | أنا لا أركل العوائل خارج بيوتهم مثل المتسكعين الذين يعملون في مصرفك. |
| ailelerin steyşınlarına doluşup burger aldıkları ve yeşilliklere piknik yapmaya gittiği zamanlara. | Open Subtitles | إلى أبسط وقت عندما تجمعوا العوائل في محطة عرباتهم يحظون ببعض البرجر |
| Kralın soylu ailelere verdiği sözler, çiğnenemez. | Open Subtitles | إلتزام الملك إلى العوائل النبيلة لا يجب أن يساوم |
| Aslında, aile içinde, bireyle farklı zamanlarda kontrolü ele alır. | Open Subtitles | الأمر هو في العوائل الناس يأخذون المسؤوليه في أوقاتٍ مختلفه |
| Günümüz, "aile tarihi"nde büyüleyici bir zaman çünkü çok hızlı değişiyor. | TED | إنه حقاً وقت رائع في تاريخ العوائل لأنه سريع التغير. |
| Adet dönemlerinde duş alma izinleri yoktu, bazı evlerde de diğer aile üyelerinden uzak durmak zorundaydılar. | TED | و لا يسمح لهن بالاستحمام طوال الدورة الشهرية، و في بعض العوائل يتم حتى عزلهن عن أفراد العائلة الآخرين. |
| Gelecek yaz, yüzlerce aile yollara düşecek ve onlar için hazırladığımız mahsullere güveniyor olacaklar. | Open Subtitles | وفي الصيف القادم سترى مئات العوائل في الطريق الينا انهم يعتمدون علينا كي نهيئ لهم المحصول |
| Eski aileler zorluklara göğüs gerdiler onurlarını korudular tanrıya bağlılıklarını ve inançlarını korudular. | Open Subtitles | لقد مرت العوائل بمصاعب ومشقات لكنهم أبقوا شرفهم وكرامتهم متعلق بالأيمان بالله |
| aileler çocuklarını terketmezler. | Open Subtitles | العوائل لا تستسلم أمام أطفالها بهذه البساطة. |
| StaIin'in kucağına attı o da hepsini öldürdü-- kadınlar, çocuklar, aileler. | Open Subtitles | و أعادوهم الى ستالين الذي قتلهم جميعا النِساء، الأطفال، العوائل |
| Ve en iyi arkadaşımla birlikte kalarak öğrendiğim şey David Langley, ve onun ailesiyle aileler çok önemlidir. | Open Subtitles | وكما تعلمت بالبقاء مع صديقي المفضل ديفيد لانقلي وعائلته العوائل مهمة جداً |
| aileleri birbirinden ayırdılar ve kendi ailelerine karşı çocukların beyinlerini yıkadılar. | TED | مزقوا العوائل و غسلوا أدمغة الأطفال ضد أهاليهم |
| - İlk olarak çocuklu aileleri besleyeceğiz. | Open Subtitles | نحن سنعطيه إلى العوائل الذين لديهم أطفال أولا |
| Zayıf aileleri bulabilmek için harika bir pozisyonda. | Open Subtitles | هي كانت في الموضع المناسب لاستكشاف العوائل الضعيفه |
| Takımlarımızdaki yerler için de büyük talep söz konusu ve neticede yüksek miktarda bağış yapan ailelerin çocukları takımlara girebiliyor. | Open Subtitles | الطلب كبير من أجل مكان في فرقنا وفي العادة العوائل التي تقوم بتبرعات كبيرة تحصل أطفالهم على أماكن في فرقنا |
| Daha önce de Yeni Şafak'tan çocuklarını kurtarmaya çalışan ailelere yarım etmiştim. | Open Subtitles | ساعدت العوائل لتحصل على أطفالها خارج الفجر الجديد من قبل ذلك |
| İyi niyetin göstergesi olarak, şu ailelerden rehine talep ediyor. | Open Subtitles | يطلب رهائن من العوائل التالية كرسائل تعبير عن حسن النوايا |
| Ve çoğu Kolombiyalı ailenin her gün yaşadığı sorunları biz de yaşadık. | Open Subtitles | ولقد واجهنا نفس المشاكل التي واجهتها أغلب العوائل الكولومبية في كل يوم. |
| El Salvador'da çocuklar arasında okulu bırakma oranı, işçi dövizi gelen ailelerde daha düşük. | TED | في السالفادور تقل نسبة الأطفال الذين توقفوا عن الدراسة في العوائل التي تتلقى حوالات مالية |
| Evet, kitabım, yemek ve Ailelerle ilgili. | Open Subtitles | نعم، كتابي يدور عن الطعام والعوائل وكيف أن الطعام يلم شمل العوائل |
| Bu olaydan etkilenenlerin ailelerinin çektiği zorluk ve acılara ve bu durumu ciddiye almamız gerekmesine rağmen bunun hava yoluyla bulaşan bir hastalık olmadığını hatırlamakta fayda var. | Open Subtitles | "بغض النظر عن ألم ومشقة العوائل" "والأشخاص الذين قد تأثروا" "وبغض النظر على أن نتعامل مع الوضع بجدية مطلقة" |
| Şu saygın İngiliz ailelerinden birine mensubum. | Open Subtitles | اتولد من احدي العوائل الإنجليزية المحترمة |
| Çok aileyi ağlattım. Bir sürü bela herifin ciğerini gözümü bile kırpmadan söküp aldım. | Open Subtitles | سببت الحزن لكثير من العوائل ذبحت الكثير من مثيري الشغب |