| ...ama asıl yemek, Yemek Bölümünde açık büfe oldu. | Open Subtitles | لكن العشاء الفعلى كان على مائدة فى قاعة الطعام |
| Evlilik vagonuna bindiğin ilk günden beri asıl olaydan ödün kopuyor, değil mi? | Open Subtitles | لذلك. منذ أن أصبحت على قطار الزواج منذ اليوم الأول يجب عليك إنكار الحدث الفعلى سرآ |
| Elbette, ama önsezi mantığı bir yana, hepimizin burada asıl mantık konusunda hemfikir olduğumuzu sanıyorum. | Open Subtitles | بالتأكيد,ولكن لنضع المنطق جانبا أعتقد أنه يمكننا جميعا أن نتفق أن المنطق الفعلى يكون أفضل |
| Bak, asıl buluşmadan falan önce, beni her şeyden haberdar et, her hareketten, tamam mı? | Open Subtitles | انظر ، قبل أن يبدأ الإجتماع الفعلى وأى هراء كهذا فقط أخبرنى سريعاً ، لكى نتحرك ، حسناً ؟ |
| O onların asıl vurucusu, o yüzden topu ondan uzağa vurun. | Open Subtitles | إنه ضاربهم الفعلى الوحيد لذا يجب ابعاده |
| -Evet, asıl kalkma zamanı. | Open Subtitles | ـ نعم ،النهوض الفعلى |
| - Yakında asıl işinize başlayacaksınız. | Open Subtitles | -أنك سوف تبدأ عملك الفعلى قريبآ . |