| Bir sözlük yazarı olarak görevim mümkün olan bütün kelimeleri sözlüğe eklemek. | TED | ووظيفتي كمؤلفة قواميس هي محاولة إدراج القدر الممكن من الكلمات بداخل القاموس. |
| Lewis'i götürdüm. Ağaçlar, kuşlar hakkında rehber kitaplar getirdim. Nihayetinde favori kitabı ise sözlük oldu. | TED | لويس. كما أعطيته كتيبات إرشادية عن الأشجار وعن الطيور، بالإضافة الى القاموس الذي أصبح كتابه المفضل. |
| Sözlükte, kazanan ve kaybeden tanımlarını tersine çevirdikleri için mi? | Open Subtitles | لأنهمُ قاموا بعكسِ تعريفِ الخاسرةِ و الفوزِ في القاموس ؟ |
| Onun bu çeşit bir sözlüğü sekiz hatlı bir bant olarak düşünmesini istiyorum. | TED | أريده أن يفكر في هذا النوع من القاموس كأنه أداة تسجيل قديمة . |
| aslında gerçekten bir sözlüğe bakarsanız bir çok sözlük elde etmeyi düşmanca bir hareket olarak tanımlar | TED | في الواقع اذا نظرت في القاموس العديد من القواميس تعرف السعي لتحقيق بالمطاردة بعدائية |
| sözlük yazarlarına yazıp, onu kontrol ettireceğim. | Open Subtitles | سأكتب ملاحظة لكاتبي القاموس ليتأكدوا من هذا |
| sözlük anlamı aile ocağı; amaç veya hedef. | Open Subtitles | القاموس يعرف هذه الكلمة.. ِ بمكان النشأة.. ِ |
| sözlük anlamı aile ocağı; amaç veya hedef. | Open Subtitles | القاموس يعرفه بأنه كل من : مكان الأصل أو الهدف أو الغاية |
| sözlük ezberlemenin kelime dağarcığını geliştirmek için en iyi yol olduğundan emin değilim tam olarak. | Open Subtitles | أن حفظ القاموس هو الطريقة الوحيدة لتطوير مفردات اللغة لديك |
| Tabii burada ölüm kelimesi sözlük karşılığıyla kullanılıyor. | Open Subtitles | هذا بالطَبع، باستعمال التعريف الموجود في القاموس للموت |
| Sözlükte "sevgi"den daha fazla mensubu olan bir kelime olmayabilir. | TED | وربما لا توجد كلمة في القاموس يرتبط بها أكثرنا، مثل كلمة الحب. |
| Sözlükte "lsrarcı" kelimesinin karşısında senin resmin olmalı. | Open Subtitles | يريد أن يكون صورة فى القاموس تحت عنوان إصرار |
| Evet, çok iyi gidiyor. Sözlükte "A" harfiyle başlayanları bitirmek üzereyim. | Open Subtitles | جيد جدا، لقد انتهيت تقريبا من جميع كلمات حرف الألف في القاموس |
| Bu sabah sözlüğe baktım ve şöyle diyor Danalarını damgalamayan bir adam varmış. | TED | لذا هذا الصباح ذهبت للبحث في القاموس ، ويقال فيه أن هناك ذلك الرجل الذي لم يضع العلامة التجارية لماشيته. |
| İşim mümkün olan her kelimeyi sözlüğe koymak. | TED | عملي يتمثل في وضع كل الكلمات الممكنة في القاموس. |
| Hatırladığımda da, kelimenin anlamı için sözlüğe baksam iyi olur diye düşündüm. | TED | وعندما وصلت .. فكرت ان انظر الى القاموس لعلي اجد بعض التعاريف المتعلقة بالامل |
| 10. Basım sözlüğü henüz görmedin değil mi Smith? | Open Subtitles | الم ترى القاموس يا سميث, الإصدار العاشر؟ |
| Luther'a sözlüğü öğretiyorum. | Open Subtitles | أنا أعلم لوثر من القاموس ولم نصل إلى هذا الحرف بعد |
| ...biraz bira alırız, yüzmeye gideriz, Sözlükten bir kaç kelime bakarız... | Open Subtitles | تناول بيرة الذهاب للسباحة .. البحث عن بعض الكلمات في القاموس |
| Ama her kalp krizi sizi sözlükteki ölüm kelimesine getirmez. | Open Subtitles | و لكن ليسَت جميع أمراض القَلب تجعلكَ ميتاً بحسَب القاموس |
| Tam tersi oldu: Daha büyük görünmesini sağladı, sözlüğün metni üzerinde sanki bir büyüteç varmış gibi. | TED | ولكن ما حصل هو العكس أصبحت مكبَّرة مثلما تكبر العدسة كلمات القاموس |
| sözlüklerin neredeyse eş anlamlı kabul ettiği söz öbekleri nasıl böylesine farklı tasvir ve his yaratıyorlar? | TED | كيف لجملتين يُعتبر في القاموس انهما مترادفتين أن يستحضرا انطباعاً مختلفاً. |
| İngilizcesini söyleyecek misin, yoksa seni sözlükle döveyim mi? | Open Subtitles | إذا كنت لا يقولون انها في اللغة الإنجليزية ، وسوف يضربك حتى الموت مع القاموس. |
| Bir keresinde Sözlükte "arkadaşlık" kelimesini aramıştım. | Open Subtitles | "لقد بحثت عن كلمة "رفقة فى القاموس ذات مرة |