| Diğer taraftan ise karaciğer kendini yenileyebilen tek organdır. | Open Subtitles | الجيد في الأمر أن الكبد هو العضو الوحيد الذي يجدد نفسه |
| karaciğer kafa içi basınç artışıyla birbirine bağlayamayacağın tek organ. Doğru. | Open Subtitles | الكبد هو العضو الوحيد الذي لا يمكن ربطه بارتفاع الضغط القحفي صحيح |
| Albümin değerini yükselten karaciğer değil de böbrekleriyse değil. | Open Subtitles | ما لم يكن الكبد هو ما يرفع الألبومين لديه بل كليتاه |
| Böylece kanın insan vücudunda Karaciğerde üretildiği ve karaciğerden çekilerek dağıtıldığı sonucuna varmıştı. | Open Subtitles | .تدخل إليه و تخرج منه استنتج من ذلك بأن الكبد هو الذي يصنع دماء الجسم الذي ينساب منه و يذهب إلي بقية الأعضاء |
| Karaciğerde gri çizgiler var, bu iyiye işaret değildir, fakat zavallı rektumu tamamen paramparça olmuş. | Open Subtitles | كذلك ، فإن الكبد هو مجزع مع رمادي ، وهي ليست علامة جيدة... ... ولكن شرجه الفقراء المسحوق على الاطلاق... |
| Karaciğerde gri çizgiler var, bu iyiye işaret değildir fakat zavallı rektumu tamamen paramparça olmuş buralarda yetişen koyun için alışıldık bir durum değil. | Open Subtitles | كذلك ، فإن الكبد هو مجزع مع رمادي ، وهي ليست علامة جيدة... ... ولكن شرجه الفقراء المسحوق على الاطلاق... ... وهو أمر ليس بالغريب لالأغنام في هذه المنطقة. |
| O zaman karaciğer yetmezliğinin hastalığı her neyse onun bulgusu olduğunu varsayacağız. | Open Subtitles | اذن علينا أن نفترض ان فشل الكبد هو عارض آخر لأي كان ما هي مصابة به |
| Leanne, karaciğer en damarlı organ. | Open Subtitles | ليان , الكبد هو أكثر عضو يحتوي على شرايين |
| Tam bilemiyorum ama karaciğer harikulade bir organmış. | Open Subtitles | أتعلمين , لم أكن أعلم ذلك لكن الكبد هو عضو حيوي رائع |
| - Cevapla istediğimi de söyledim. - karaciğer kanserine daha çok benziyor. | Open Subtitles | وقلت أيضاً أنني أريد إجابات - سرطان الكبد هو الأرجح - |
| karaciğer eksik olan tek organ. | Open Subtitles | الكبد هو العضو الوحيد المفقود |