| Kendi tasarımımız olan performansı artırılmış... bir helyum-neon lazer bıçağıyla desteklendi. | Open Subtitles | المركبة الغاطسة، معدّلَة لحَسَّن الأداء مشرط الليزرِ نيونِ هليومِ تصميمِنا الخاصِ. |
| lazer kırılmada dünyanın en önde gelen uzmanı. | Open Subtitles | الخبير العالمَي البارزَ في إنكسارِ الليزرِ. |
| İlk lazer ışını bir elmastan üretilmişti ve eğer yaşlı Metz ününü hak ediyorsa, o şeyin gücü inanılmaz olabilir. | Open Subtitles | شعاع الليزرِ الأولِ وُلّدَ خلال الماس. و لو استحقُّ ميتز العجوز سمعته، قوَّة ذلك الشيءِ يُمكنُ أَنْ تَكُونَ مدهشَة. |
| Biliyorsun, o lazeri göremeyeceksin. | Open Subtitles | لَنْ تستطيع رُؤية ذلك الليزرِ. |
| "Telsizi söküp lazeri onarıyoruz." | Open Subtitles | " تَفكيك اللاسلكي لتَصليح الليزرِ" |
| Kızın üzerindeki lazer gidene kadar harekete geçmeyin. | Open Subtitles | لا تتحركوا حتى يُبعِدَ علامة الليزرِ منها |
| Burada bir kristal lazer ışığını iki ayrı ışın halindeki dolanık ışık kuantum ve foton çiftlerine dönüştürüyor. | Open Subtitles | هنا , يُحوّلُ البلورَ ضوءَ الليزرِ إلى أزواج من الكمات الخفيفة المتشابكة، فوتونات، محدثاً شعاعين دقيقينِ جداً، |
| lazer aktifleştiriliyor. | Open Subtitles | تَنْشيط الليزرِ. |
| lazer aktifleştiriliyor. | Open Subtitles | تَنْشيط الليزرِ. |
| lazer ameliyatını hazırlayın. | Open Subtitles | . إستعدّْ لجراحةِ الليزرِ. |