| # Sen reçel olsaydın, ben reçeldeki şeftali olurdum. | Open Subtitles | فإن كنتِ المربّى. فسأكون قطعة فاكهة في المربّى. |
| Domuz pastırması, yumurta yulaf lapası, portakal suyu, tost ve reçel. | Open Subtitles | عصير برتقال و الخبز المحمص و المربّى |
| - Baba, reçel bir şeyin içinde! | Open Subtitles | أبي، إنّ المربّى في .. شيءٍ! -أجل. |
| O sana reçeli doğrudan kavanozundan yemen izin veriyor. | Open Subtitles | لقد أبلى جيّدا حين كنت تأكل المربّى مباشرة من الجرّة |
| Kayısı reçeli. | Open Subtitles | المربّى المشمشية. |
| Reçelle ilgilenmeyeceğini söylemiştim. | Open Subtitles | لقد أخبرتهنّ أنكِ لا تحبّين المربّى |
| reçel gibi sür! | Open Subtitles | مسحة ' em مثل المربّى! |
| reçel, Bree'nin fikriydi. | Open Subtitles | (المربّى كانت فكرة (بري |
| Reçelle jöle arasındaki fark nedir biliyor musun? | Open Subtitles | ما الفرق بين " المربّى " و "الهلام " ؟ |