| Çok hızlı solo atmak isteyen gençler hissettikleri o gençlik korkusu ve iyi bir gitarist olma arzusunun karışımı ilk dinleyicilerimizin genel tanımını veriyor. | Open Subtitles | الشباب الذين يريد أن يلعب المعزوفات المنفردة بسرعة حقا. انها مثل لالرهبة جنبا إلى جنب مع الرغبة في أن يكون موسيقيا جيد، |
| İlk solo ameliyatımda benim yanımda ol ve kork. | Open Subtitles | ليكن رعبُكِ بينما أنتِ تشتركينَ معي في جراحتي الأولى المنفردة |
| Asistanlarımızdan biri solo ameliyat için seçilince bizden biri de orada olacak. | Open Subtitles | حين يتمّ اختيار أحد مقيمينا للجراحة المنفردة فسيشترك معه أحدنا، لذا فلدينا هدفُ كبيرٌ الآن |
| Nefesimi tutmuş, yavrumun ilk bale solosunu bekliyordum. | Open Subtitles | أنتظر بلهفة رقصة الباليه المنفردة الأولى لصغيرتي. |
| Ben de rock roll şarkılarında müthiş saksafon soloları çalardım. | Open Subtitles | وأنا كنت أعزف مقطوعات المنفردة على الساكسفون, في أغاني الروك. |
| solo ameliyat için bir karar vermedim henüz ama böyle öğretmeye devam edersen benim tek favorim olursun. | Open Subtitles | لم أتّخذ بعدُ قراراً فيما يخصُّ الجراحةَ المنفردة لكنّكِ لو حافظتِ على أسلوبكِ التعليميّ هذا، فستكونينَ أولى خياراتي |
| solo ameliyat peşinde koşmakla meşguller. | Open Subtitles | إنّهم مشغولونَ بمطاردةِ الجراحاتِ المنفردة |
| Orada sadece dikildin ve beni solo ameliyat yarışından atmasını izledin. | Open Subtitles | لقد وقفتِ هناك وراقبتهِ وهو ينتزعني من سباق الجراحةِ المنفردة |
| Anlıyorum. Hem solo ameliyatın hem de G.I. Joe'n var. | Open Subtitles | لديكِ جراحتُكِ المنفردة وجرّاحُكِ المغرم |
| Ben solo şarkılar söylerken arkamda durup, yaşlı gözlerle bana bakacak. | Open Subtitles | أناس يقفون خلفي وينظرون إليّ بأعين متأثرة رطبة بينما أغني أغانيّ المنفردة |
| Geçen yılda Glee kulübünde kaç solo kaptın? | Open Subtitles | كم عدد الأغاني المنفردة التي حصلتي عليها في نادي قلي السنة الماضية ؟ قليل |
| Bence şu yeni elemana bir solo vermeliyiz. | Open Subtitles | أعتقد يجب علينا ان نعطي الأغنية المنفردة للعضو الجديد |
| solo dinlemekten odaklanamıyorsun. | Open Subtitles | عندما تسمع الاغاني المنفردة كثيرا تشعربانها مملة، اتفهم قصديظ |
| solo olarak değil ama o kadar iyi değilim. | Open Subtitles | ليست المقطوعة المنفردة لأنني لست جيد كفاية للقيام بذلك |
| Dostum, bizimle solo çalışman arasında seçim yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | ليس عليك أن تختار بيننا و بين عروضك المنفردة يا صاح |
| Beğenmeye de devam ettiler çünkü Köln Konseri kayıtları tarihte en çok satan piyano albümü ve en çok satan solo caz albümüdür. | TED | واصل الجمهور حبه لأن تسجيل حفلة مدينة كولن كان ألبوم البيانو الأكثر مبيعا في التاريخ وأكثر الالبومات مبيعاً للجاز المنفردة في التاريخ |
| Ve bu şarkı, Carolina Chocolate Drops'tan başlayarak ve benim solo uğraşlarımla devam ederek birçok tarihsel müzik yaptım. | TED | حسناً، وفي الأغنية التالية، أقوم بالعديد من الموسيقى التاريخية، بدءاً من كارولينا قطرات الشيكولاتة استمراراً فى جهودي المنفردة. |
| Ben, senin ve koca iPad'inin kızının ilk bale solosunu çaldığı babayım. | Open Subtitles | أنا الأب الذي قمتِ أنتِ وآيبادك الضخم بسرقة رقصة ابنته المنفردة الأولى منه. |
| Kurt, soloları kimin alacağını konseyimiz belirler. | Open Subtitles | المجلس من يقرر عمّن يأخذ الأغاني المنفردة |
| Dünyaya entegre bir sistem olarak değil de, birbirinden ayrı olaylar zinciri olarak bakma eğilimindeyiz. | TED | نميل إلى النظر إلى العالم، ليس كالنظام المتكامل الذي هو عليه، لكن كسلسلة من المشاكل المنفردة. |
| Yalan söylediğini öğrenirsem bir dahaki sefere sen hücre hapsine gidersin. | Open Subtitles | إن اكتشفت أنك تكذب، في المرة القادمة ستكون أنت في المنفردة |
| Ama 20 dakika sololar. Sahneden atlamalar. | Open Subtitles | لكنّ المعزوفات المنفردة 20 دقيقة إنها مرحلة الغوص |