| Parçayla ilgilenen iki çok zengin grubun kendisine ulaşmasıyla açık arttırma kararı verdi. | Open Subtitles | لقد قرر أن يبيعها بالمزاد بعد أن تقرب إليه حزبين يملكون المال الوفير. |
| Tüm o zengin yiyecekleri ve ağır sosları, onların yemesini mi istiyorsunuz? | Open Subtitles | هل تريدهم أن يأكلوا طعامنا الوفير بوقاحتهم الغليظة؟ لا. |
| Hafta sonu için bol yiyecek var mı? | Open Subtitles | هل يوجد الوفير من الطعام لنهاية الأسبوع ؟ |
| bol bol dinlenme ve güzel yemekler sizin için harika olacak. | Open Subtitles | وستسع بالطعام الوفير و الراحة التى تُسعدك |
| Tanrım, bu cömert yağmur ve bereketli şimşek için sana sükürler olsun. | Open Subtitles | أيها الرب ، شكراً لك على هذا المطر السخي والبرق الوفير |
| Görünüşe göre bu tür, doğurganlığın müjdecisi ve bereketli bir hasat için çok değerlilermiş. | Open Subtitles | كان يتم تقديسهم كرواد للخصوبة والحصاد الوفير |
| Ayrıca inşa ettiğiniz laboratuvara bir bakıyorum da, harcadığınız onca paraya... | Open Subtitles | وألقي نظرة على هذا المكان الذي بنيته، والمال الوفير الذي إستثمرته، |
| Ama zengin ganimete rağmen Daspletosaurus bu çapta bir katliamdan sorumlu değildir. | Open Subtitles | لكن رغم الصيد الوفير ليست الديسبليتوصورات المسؤولة عن حجم المذبحة |
| Tek bir batında doğan 8 yavru annelerinin zengin sütüyle beslenip birkaç haftada çiftleşecek duruma gelebilir. | Open Subtitles | وهى تنجب فى حدود ثمانية صغار فى كل إنجاب يتغذون على حليب أمّهم الوفير ويبلغون فى أسابيع قليله فقط ... |
| Siz Tanrı'nın lütfuna erişmişsiniz. O ise sadece zengin. | Open Subtitles | عندك نعمة الله، سيدى وعنده المال الوفير |
| Foklar da bu zengin ve son derece bol olan yiyeceği toplarlar. | Open Subtitles | تشارك (فقمة الفرو) أيضاً في جمع هذا الغذاء الغني الوفير |
| İklimin sıcak, yiyeceğin bol olduğu güneye gitmek isteyecekler. | Open Subtitles | سيحاولون الطيران للجنوب حيث الدفء والغذاء الوفير |
| bu bol yiyecek için şükredelim. | Open Subtitles | دعونا نشكر الرب من أجل هذا الطعام الوفير |
| Aile, yavrulama zamanını yiyeceğin bol olduğu bu vakte denk getirmiş. | Open Subtitles | العائلة وقتت تفقيسها للتتزامن بهذا التجهيز الوفير للغذاء |
| Güç üretimi için temiz ,bereketli ve yenilenen enerjilerin görünüşe bakılırsa sınırsız olduğunu bulduk | Open Subtitles | نجد تيارا يبدو بلا نهاية من الوقود الوفير والنظيف والمتجدد لتوليد الطاقة. |
| Ayrıca inşa ettiğiniz laboratuvara bir bakıyorum da, harcadığınız onca paraya... | Open Subtitles | وألقي نظرة على هذا المكان الذي بنيته، والمال الوفير الذي إستثمرته، |
| Sen, somut, nakit paraya tepki verecek bir kızsın. | Open Subtitles | .. ولكنني أعتقد أنكِ الفتاة .. التي تتجاوب مع المال الوفير |
| Endişe etme. Rory B. Bellows'un hayatı çok büyük bir paraya sigortalanmış vaziyette. | Open Subtitles | لا تقلق ، وفاة (روري بي بالوز) ستجلب لي المال الوفير |