| Hey, patron? Sanırım artık bu yeri doldurmanın zamanı geldi. | Open Subtitles | مرحبا أيها الرئيس , أعتقد انه الوقت لنملئ الكرسي الفارع |
| Düşünüyordum da, Sultanla arayı düzeltmenin zamanı geldi. | Open Subtitles | أنا كنت فقط أفكر. ربما انه الوقت لتسوى الأمور مع السلطان, |
| Joey ve Chandler. Dr. Greene'i sizin eve götürme zamanı geldi. | Open Subtitles | جوى شاندلر انه الوقت لتاخذوا دكتور جرين لغرفتكم |
| Ama sanırım beni rahatsız eden bir şeyi seninle konuşmamızın vakti geldi. | Open Subtitles | لكنني اعتقد انه الوقت الملائم لنجري حديثا بيننا عن شيء كان يضايقني |
| Evet ben de düşündüm ki biir sonraki aşamaya geçmesinin vakti geldi. | Open Subtitles | نعم , لذا انا افكر انه الوقت بالنسبة له ليأخذ الخطوة التالية |
| Vakit geldi! | Open Subtitles | انه الوقت قد حان |
| Bence bundan daha iyi bir zaman olamaz, Sandy. | Open Subtitles | اعتقد ان الوقت قد حان ساندي انه الوقت الملائم |
| Crusher, Joe Tanto'yu arama zamanı geldi. | Open Subtitles | كـراشــر .. انه الوقت للاتصال بـ جـو تانتـو |
| Kendimi düşünmenin zamanı geldi kendi ihtiyaçlarım için. | Open Subtitles | انه الوقت الذى يجب ان افكر فيه بنفسى وفى احتياجاتى |
| Ceketinizi giyip oradan ayrılmanızın zamanı geldi. | Open Subtitles | انه الوقت المناسب لارتداء سترة النجاة والخروج |
| Öyleyse, sorumluluklarının öncelik sırasını belirlemenin zamanı geldi. | Open Subtitles | من الممكن انه الوقت لتبدأ بوضع الأفضلية لمسؤولياتك |
| Düşündüm de bence artık piyasaya geri dönmenin zamanı geldi. | Open Subtitles | اعتقد انه الوقت المناسب للتفكير فى العودة |
| Tamam, bu yıldız bombasını sonsuza dek susturmanın zamanı geldi. | Open Subtitles | حسنا , انه الوقت لنزع فتيل المفرقعات الى الابد . |
| O duvarı çatlatmanın zamanı geldi. | Open Subtitles | حسناً , اعتقد انه الوقت المناسب لصنع خرق فى ذلك الحائط الحائط. |
| Pekala, buradan çıkma vakti geldi. | Open Subtitles | حسنا اظن انه الوقت للخروج من هنا يا اولاد ماذا تظنون انتم؟ انتم مفككون بسبب اختفاء صديقكم, اليس كذلك؟ |
| Degisiklik vakti geldi diye düsündüm, bundan daha iyi bir yolu var miydi? | Open Subtitles | وايضا فكرت انه الوقت المناسب لتغيير صورتك ويالها من طريقة لتبدأ |
| Bence artık maziyi gömüp unutma vakti geldi. | Open Subtitles | حسنا ً , ربما انه الوقت لكي ننظر الى الماضي وندفنه |
| Dostlarım, bu yabani hayvanları ehlileştirme vakti geldi. | Open Subtitles | اصدقائى, انه الوقت لنروض هذه الحيوانات المتوحشة |
| Göğsüne dört ok göndermenin vakti geldi. | Open Subtitles | انه الوقت الذي يتلقى فيه أربع أسهم في صدره |
| Artık bu geleneği sonlandırmanın vakti geldi. | Open Subtitles | انه الوقت لأضع هذا التقليد القديم في الفراش |
| Michael, Vakit geldi. | Open Subtitles | مايكل,انه الوقت |
| Sanırım Origami'yi yürüyüşe götürmek için iyi bir zaman. | Open Subtitles | أعتقد انه الوقت المناسب لأخذ الكلب للتنزه |