| Çünkü bunu yapanın bizim ekipten biri olduğundan emin değiliz. | Open Subtitles | لأننا لسنا متأكدين انه واحد من فرقتنا من فعل هذا |
| Evet, General'in subaylarından biri. Hepsinin en güçlü ve cesurudur. | Open Subtitles | نعم , انه واحد من مكتب الجنرال مونغو والأقوى |
| Dün gece beni dövenlerden biri. | Open Subtitles | انه واحد من الشبان الذين ضربوني في الليلة الماضية |
| Bilmiyorum, John. Şu plaj filmlerinden biri. | Open Subtitles | لا اعلم جوني, انه واحد من افلام الشاطئ تلك |
| Bu, şimdiye kadar sahip olduğumuz en iyi gizli ajanlardan biri. | Open Subtitles | انسوا امر من المخطئ ومن الصائب انه واحد من افضل العملاء السريين لنا |
| Bu, lider adaylarından biri, sakin olan. | Open Subtitles | انه واحد من المتنافسين على القيادة ذلك الفرد الهادئ |
| Onun masumlardan biri olduğuna emin değilim. | Open Subtitles | انا لست متأكد انه واحد من هؤلاء الابرياء |
| Bu o değil. O şeytanlardan biri. | Open Subtitles | انه ليس هو انه واحد من الكائنات الشيطانية |
| Kadınlardan nefret eden ama biyolojik olarak bizi becermek zorunda kalan erkeklerden biri. | Open Subtitles | انه واحد من هؤلاء الرجال الذين يكرهون النساء ولكنه مجبر بيولوجيا على الرغبة في النوم معنا |
| Paylaştıkları az olan ortak şeylerden biri bu. | Open Subtitles | انه واحد من الأشياء القليلة الذي يتشاركانها |
| Kalıcı etkileri olma ihtimali olan nadir ilaçlardan biri. | Open Subtitles | انه واحد من الأدوية مع إمكانية أضرار دائمة |
| Hayır, hırslı kolej öğrencilerimden biri. | Open Subtitles | لا ، انه واحد من طلابى الطموحين فى الكلية |
| Hükümlüler için kullandığı uygunsuzlardan biri olmalı. | Open Subtitles | اوه يبدو انه واحد من الاشقياء الذين استخدمتهم مع السجناء |
| Burası dünyadaki en önemli fosil yataklarından biri ama aslında her türden bilimsel mekanların en önemlilerinden biri. | Open Subtitles | حسناً، انه واحد من أهم الواقع الحفرية في العالم لكنه في الحقيقة، واحد من اهم المواقع العلمية، ولكل العلوم |
| Burada, fosil yataklarında bulabileceğiniz en güzel hayvanlardan biri budur. | Open Subtitles | انه واحد من الحيوانات الجميلة التي تجدها في قاع هذا المكان |
| Bana Charlie'nin ilk aldığı hediyelerden biri o. | Open Subtitles | انه واحد من أول الأشياء التي احضرها لي تشارلي |
| Canavarın bu köyden biri olduğu kesin. | Open Subtitles | الوحش بدون شك انه واحد من هؤلاء الناس الموجودون في القريه |
| Yanımda gözaltında birisi var, sizin ajanlarınızdan biri olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | معك الرقيب شيرمان، هيوستن بي دي لدي زميل هنا ، يقول انه واحد من يدكم |
| Şartlı tahliye mahkumlarımdan biri. | Open Subtitles | أوه ، انه واحد من السجناء المفرج عنهم بإطلاق سراح مشروط و قام بالهرب |
| Evet, babamın bana öğrettiği ilk şeylerden biri... | Open Subtitles | نعم , انه واحد من الاشياء الاولى التي علمني اياها والدي |