| Bu ejderha ile arkadaş olmak istiyorsan onu beslemek iyi bir fikirdir | Open Subtitles | هذا صحيح لو أردت مصادقة تنين ففكرة سديدة أن تبدأ بإطعامه |
| Onu ben istemedim, satın almadım ve sonunda beslemek zorunda kaldım. | Open Subtitles | لم أطلبه, أو أشتريه, ومع ذلك علقت بإطعامه. |
| ve Giselle onu sezonun kalanında kahvaltıda beslemek zorunda kalır. | Open Subtitles | وستقوم زوجته بإطعامه الإفطار في سريره كل يوم أحد لبقية الموسم |
| Besleyecek bir boğaz daha. | Open Subtitles | -فم آخر لأقوم بإطعامه |
| Besleyecek bir boğaz daha. | Open Subtitles | -فم آخر لأقوم بإطعامه |
| Ona yedirmeme izin verdiği tek şey. | Open Subtitles | هذا هو كل ما يسمح لي بإطعامه |
| Eğer ona bir şey yedirmeme izin vermezse... | Open Subtitles | إنْ لم يدعنى أقم بإطعامه فى التوّ... |