| tiyatroda bunu giyen birinin arkasında oturduğunu hayal edebiliyor musun? | Open Subtitles | هل يمكنك أن تتخيل الجلوس بالمسرح خلف شخص يرتدى هذه؟ |
| Çalışmazsan, tiyatroda hiçbir yere varamazsın. Şu an, eve gidiyorsun, çalışmak işte. | Open Subtitles | لن تفعل آي شيء بالمسرح لو لم تتحرك ، عندما تعود للبيت ، تعمل |
| Şimdi, çok da fazla şaşırmadım. Bu, tiyatro ile uğraşan biri olarak tüm hayatım boyunca sürekli karşılaştığım bir tavır. | TED | الآن، لم أندهش حقيقةً، لأن هذا تصرف أراه باستمرار في حياتي كلها بصفتي مخرجة بالمسرح. |
| Genç adam, tiyatro ile ilgisi olmayan bir dolu insan var. | Open Subtitles | لكن أيها الشاب , هناك الكثير من الناس ممن هم غير مهتمين بالمسرح |
| Öyle planlamış ki, gerekli olursa diye tiyatroya vaktinde yetişerek, yerini teyit edecek tanık ayarlamış. | Open Subtitles | خطط كل شئ حتى يلحق بالمسرح في الوقت المناسب ليقوي حجة غيابه إن اضطر لذلك |
| Geceliklerin tiyatroyla bir bağlantısı olmalı. | Open Subtitles | حسنا لا بد ان الفساتين متصلة بالمسرح بطريقة ما |
| Otobüste yaptığın gösteriden sonra benimle ancak sahnede konuşabilirsin. | Open Subtitles | بعد الفصل السخيف الذي فعلته معي في الحافلة غير مسموح لك بالتحدث إليَّ سوى بالمسرح |
| Tam 9:55'te, Tiyatroyu aradın. | Open Subtitles | وفى العاشرة الا خمس دقائق تحديداً أتصلت انتِ بالمسرح تسجيلات شركة التليفون كانت صحيحة |
| - Hey, Robbie. tiyatroda Andersonla konuştum. Seni içeri kapatmamı istiyor. | Open Subtitles | شفتوا لأندرسون بالمسرح قال بدو يزتك بالحبس |
| Bu gece tiyatroda olacak. Kesin olarak biliyorum. | Open Subtitles | حسناً , هو سيكون بالمسرح الليلة , تلك حقيقة |
| Sana söyleyip duruyorum, Jack. tiyatroda para yok. | Open Subtitles | هل أظل أخبرك يا جاك إنه لا يوجد مال بالمسرح |
| Son defasında Prens hazretleri tiyatroda olduğu için bina insanlarla dolup taşmıştı. | Open Subtitles | لأن الأمير كان بالمسرح آخر مرة فإن عدد الطلاب في زيادة في هذا المبنى |
| Hayır, bu bir tesadüf olamaz. O tiyatroda çalışıyordu. | Open Subtitles | لا، لايمكن أن تكون مصادفة أنه يعمل بالمسرح |
| Sizin örneğinizden gidersek, tiyatroda yangın olmadığını kanıtlamak yetmez. | Open Subtitles | بإستعمال مثالك لا يكفي إثبات أنه لم يكن هنالك حريق بالمسرح |
| Dilersen gül, ama tiyatro saygın bir meslektir. | Open Subtitles | يمكنك ان تضحك، على الاقل التمثيل بالمسرح مهنة محترمة. |
| Ha, bir de "The Thespians" adında amatör bir tiyatro grubumuz var. Tiyatrodan hoşlanır mısın? Evet. | Open Subtitles | ثم فانه لدينا هنا مسرحا للهواة هل أنت مهتم بالمسرح ؟ |
| Hadi be tiyatro umurunda değil. | Open Subtitles | لا، أنتَ لا تهتم بالمسرح أنتَ تحب الرياضه |
| Kanalizasyon tüneline bağlanan bir tünel. O tünel de tiyatroya bağlanıyor. | Open Subtitles | نفق ربطهُ بنفق الصرف الصحي المُتصل بالمسرح |
| tiyatroya da gelmişti. | Open Subtitles | وعرفت إنّه نفس الرجلٌ الذي لوح ليّ عندما كنت بالمسرح |
| tiyatroyla alakam olmayabilir ama işler nasıl yürür bilirim. | Open Subtitles | قد أكون غير مهتم بالمسرح لكني أعرف كيفَ أنجز الأشياء |
| tiyatroyla ilgili her şeye. Işıklara sahne dekorlarının hareket etmesine, kokusuna bile. | Open Subtitles | كل ما يتعلق بالمسرح من أضواء، وطريقة تغيير المَشاهد، وحتى رائحته |
| Eğer devam edersen sahnede istifçiliğini anlatmaya başlarım. | Open Subtitles | إن ظللتِ تفعلين ذلك, فسأبدأ التحدث عن كونكِ مدخرة بالمسرح |
| Eğer bir aktörsen ve yetenek gösterisi yapmak istiyorsan, menajerin Tiyatroyu arasın. | Open Subtitles | إذا كنت ممثل وتريد الخضوع لتجربة أداء دع موكلك يتصل بالمسرح |
| Senin kendini vermiş halin kadar olmasa da borçlarını ödeyeceğine konserlere giden sahne hastası halinden daha iyi götürür. | Open Subtitles | ربما ليس بمثل مهارتك عندما كان تفكيرك مصوبا نحوه لكن أفضل من مرأة مهووسة بالمسرح تفضل الذهاب إلى الحفلات عن دفع ديونها |