| Onun soğuk gözleri hokey maskesinin arkasında açıldı ve dev kanlı bıçağıyla ayağa kalktı. | Open Subtitles | لكن عندما إستعدوا للرحيل بعيدا فتح عينيه الباردتين خلف قناع الهوكى السميك و قام ممسكا بسكينه |
| Bize, Anderson'un, Yamada'yı onun kendi bıçağıyla öldürdüğünü söylemişti. | Open Subtitles | أخبرنا أن "أندرسون" طعن "يامادا" بسكينه. |
| Taş ustası çekiciyle, bıçak ustası bıçağıyla tatlıcı da, tatlıları ile. | Open Subtitles | هناك العديد ممن ماتوا بأدواتهم مثل الحداد بسكينه ... ... والنجار بقادومة وهكذا . |
| Şu anda, kendimi hiç olmadığım kadar huzurlu hissediyorum." | Open Subtitles | أننى أشعر بسكينه لم أشعر بها مطلقاً |
| Şu anda, kendimi hiç olmadığım kadar huzurlu hissediyorum. | Open Subtitles | بأننى أشعر بسكينه لم أشعر بها مطلقاً |
| - Kendi yaptı Aliena. Kendi bıçağıyla yaptı. | Open Subtitles | (لقد جرح نفسه، (آليينا لقد كان بسكينه الخاص |
| bıçağıyla. Bıçağın sende olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | بسكينه - إعتقدت بأن سكينه كانت معك - |