| Hayatımız boyunca bizi sağlıklı ve mutlu eden şeyler nedir? | TED | ما الذى يبقينا سعداء و بصحة جيدة ونحن نعيش حياتنا؟ |
| Hepsini bir kenara bırakınca, tamamen sağlıklı ve heteroseksüel seks yaşıyorsanız, tek bir ilişki ile enfekte olma riskiniz 1/1000. | TED | على كل حال، إذا كنت بصحة جيدة وتمارس الجنس الغيري فإن احتمال الإصابة في جلسة واحدة هي واحد في الألف |
| Yüzde 50 yeni DNA ile 20 yaşındaki biri kadar sağlıklıyım. | Open Subtitles | أصبح بصحة جيدة وبعمر العشرين سنة ومع 50% حمض نووي جديد |
| pek iyi görünmüyorsun. Ama tatlım, sen de benimle gelsen? | Open Subtitles | والآن يا فرانك اذهب إلى المتجر ثم عد للمنزل لتتناول دواءك فأنت لا تبدو بصحة جيدة |
| - Umarım ailenizin sağlığı yerindedir. - Evet yerinde, teşekkür ederim. | Open Subtitles | ـ أتمنى أن تكون أسرتك بصحة جيدة ـ شكرا لك,أنهم بخير |
| Kadın, otuz iki yaşında, sağlıklı, kan grubu uyuyor, mükemmel verici. | Open Subtitles | أنثى في الثانية والثلاثة بصحة جيدة فصيلة الدم المثالية المتبرع المثالي |
| Bu programa sağlıklı olduğunu duyurmak için çıktı, değil mi? | Open Subtitles | ليعلن رسمياً للجمهور أنه عاد بصحة جيدة أليس كذلك ؟ |
| O not olmadan, bir bebeğe bakabilecek kadar sağlıklı olduğumu kanıtlamam yıllarımı alır. | Open Subtitles | من دون هذه المذكرة سيأخذ الأمر سنين لإثبات أنني بصحة جيدة للرعاية بطفل |
| Bebek sağlıklı, herşey normal, fakat tansiyon umduğumdan az yüksek. | Open Subtitles | الطفل بصحة جيدة ونبضه طبيعى ولكن ضغط دمك عالى قليلا |
| Fasulye de, mısıra sağlıklı büyümesi için gereken besini verir. | Open Subtitles | فول يعطي الذرة والمواد الغذائية أنها تحتاج لتنمو بصحة جيدة. |
| Artık buradayım ve gayet sağlıklıyım. | Open Subtitles | حسنا،أنا هنا الآن و انا بصحة جيدة |
| Şimdi sağlıklıyım, hasta değilim. | Open Subtitles | انني بصحة جيدة الان لم اعد مريضة |
| Hayır onu evden çıkartamazsınız, ayrılmayı kendisi istemeli... ya da tanrı korusun, zavallıcık son zamanlarda kendini pek iyi hissetmiyor. | Open Subtitles | هذا سؤال مشروع أنت لا تستطيع طردها هي يجب أن تقرّر الرحيل ، والا لاسمح اللّه مسكينة لم تكن تشعر انها بصحة جيدة مؤخرا |
| Arkadaşını yere serdi ki adam şimdi pek iyi değil. | Open Subtitles | الذي هو الان ليس بصحة جيدة. حسنا,هذا مدهش |
| Bildiğiniz gibi, o engelliydi, ama diğer taraftan sağlığı yerindeydi. | Open Subtitles | كانت مُعاقة اليد، كما تعلم عدا ذلك كانت تتمتع بصحة جيدة |
| Aline Çok iyi, komünist bir kocası var. | Open Subtitles | إلينا كانت بصحة جيدة. وزوجها كان اشتراكياً |
| Sonra birden bire Kendini iyi hissetmediğini söyledi ve gitti. | Open Subtitles | وبعد ذلك، فَجأة، قالت انها لا تشعر بصحة جيدة وتركتني |
| İnsanlar dedikodu yapacaklar hele onu bu kadar iyi karşılayıp, buyur etmişken. | Open Subtitles | سوف تذكرنا الناس بالسوء بعد أن استقبلناه و هو بصحة جيدة |
| Görevinin, onları öldüreceğine iyi durumda tutmak olduğunu, bilmiyor musun? | Open Subtitles | هل تفهم أن خدمتك هي أن تحافظ عليهم أحياء بصحة جيدة |
| Hala sağlıklısın ve bu elbise de nihayet sana yakıştı. | Open Subtitles | لا تزالين بصحة جيدة, و هذه الثياب تناسبك أخيرا |
| Annem Kendini iyi hissetmiyor ve yardımıma ihtiyaç duyabilir. | Open Subtitles | وفي الواقع فإن أمى ليست بصحة جيدة وهى تحتاج إلى مساعدتى |
| Eğer Sağlığın iyi olursa aile işlerini sonsuza dek idare edebilirsin amca. | Open Subtitles | سوف تبقيك قوياً وتمتّعك بصحة جيدة ستكون قادراً على رعاية شؤون العائلة إلى الأبد |
| Sağlığım yerinde ve iyi para kazanıyorum. | Open Subtitles | انا بصحة جيدة واجنى الكثير من النقود. |
| -Sen misin? gayet iyi görünüyorsun. Gel buraya dostum, oturman lazım. | Open Subtitles | تبدو بصحة جيدة ، تعال يا صاح عليك الجلوس ، هيا |