| Dese ki, "Eve gizlice yerleştirilmiş izleme cihazlarının bakımı için geldim." | Open Subtitles | صباح الخير أنا المسؤول عن القيام بصيانة الكاميرات السرية المخبأة في منزلك |
| Bina bakımı, B.T., ofis gereçleri, posta dağıtımı. | Open Subtitles | نقوم بصيانة المبنى، دعم تقنية المعلومات، تزويد المكاتب، توزيع الرسائل |
| Buraya bedava bilgisayar bakımı yapıyorum. | Open Subtitles | أنّي أقوم بصيانة للشكبة مُقابل استخدامها. |
| İnsanlar yokken burada kaldırımlara ve sokaklara bakım yapacak kimse olmayacak. | Open Subtitles | إذا لم يكن هناك بَشَر، فلن يكون هناك من يقوم بصيانة الأرصفة و الشوارع |
| Uçuş güvertesinden aldığımız bilgiye göre bakım amacıyla acil iniş yapmamız gerekecek. | Open Subtitles | لدينا خبر من مدرج الطائرات أننا يجب أن نمضي قدماً و نهبط للقيام بصيانة غير مدرجة في الجدول |
| Bir robot var, bu köprüye bakım yapıyor. | Open Subtitles | وكان هناك ذاك الآليّ، كان يعمل بصيانة الجسر. |
| Baskın dişi yuvanın bakımı için muazzam çaba gösteriyor. | Open Subtitles | تهتم الأنثى المهيمنة بصيانة العش جدا |
| Doğrusu zaman bakımı olmalı. | Open Subtitles | أجل، ذلك سيكون من يقوم بصيانة الزمن |
| Üç binanın bakımı da ondan soruluyormuş. | Open Subtitles | كان مكلف بصيانة المباني الثلاثة |
| Genellikle de dokuların gelişimi ve dokuların bakımı için gerekli olduğunu bildiğimiz faktörler de biz yaşlandıkça azalır. Öte yandan, yaralanma ve iltihap tamirinde etkili olan faktörler de biz yaşlandıkça artar. | TED | وبشكل عام، فإن أعداد العوامل التي نعرف بأنها ضرورية لنمو الأنسجة ولصيانتها -- تبدأ في التناقص مع تقدمنا في السن، في حين أن أعداد العوامل المرتبطة بصيانة الإصابات والإلتهابات -- ترتفع مع تقدمنا في السن. |