| Annen, bunca yıl saklamış. Ve burada senin eski odanda. | Open Subtitles | احتفظت به أمك كل تلك السنوات و هو بغرفتك القديمة |
| Böylece evine gidip odanda oturuyorsun ve... şöyle düşünüyorsun: "Peki ne zaman ve nasıl... | Open Subtitles | لذلك تعودين إلى البيت وتجلسين بغرفتك وتفكرين , متى , وكيف |
| Hayır, bu gerçekten senin. Eski odanda bulduk. | Open Subtitles | كلا ، إنها لكِ فعلاً وجدتها بغرفتك القديمة |
| Buraya gel. Eski odana taşın. | Open Subtitles | لم لا تأتي إلى هنا، وتحظى بغرفتك القديمة |
| - Dün gece Odanı aradım. | Open Subtitles | لقد اتصلت بغرفتك .ليلة أمس .سمعت |
| Eğer kabul edersen sen kendi odan olsun isteyeceksin. | Open Subtitles | فلو وافقت على القيام بهذا فسترغبين بغرفتك الخاصة |
| Tebeşiri kullanarak Odanın herhangi bir yerine bir kapı çiz. | Open Subtitles | استخدمي الطباشير لرسم باب في أي مكان بغرفتك |
| Odandaki ışığı açık bırakıp dışarıya süzüldün. | Open Subtitles | فتركت الأضواء مفتوحة بغرفتك وتسللت خارجا |
| Müdürün cüzdanını senin oteldeki odanda bulduk, Eddie. | Open Subtitles | وجدنا محفظة مدير محل الجواهر بغرفتك في الفندق ، ايدي |
| Ona odanda bir orospu olduğunu söyledim ama mesajını kesinlikle ileteceğimi söyledim. | Open Subtitles | أخبرتها ان كان عندك عاهرة بغرفتك لكن أريد أن أتأكد بأنك تتنسى هذه في رسالتك |
| Bütün gün odanda kapalı kaldı. O, Anne Frank değil. | Open Subtitles | قضت اليوم محصورة بغرفتك ليست رسالة مُقتناه. |
| Pek, saç ve makyaj için bir saat içinde senin odanda olacak. | Open Subtitles | حسناً مصففة الشعر و المكياج سيكونون بغرفتك في غضون ساعة |
| Ne, odanda içki mi içiyorsun? | Open Subtitles | ماذا ، هل أنتَ تحتسي هذا الشراب بغرفتك ؟ |
| Meraklı bir kedinin senin otel odanda neler bulabileceğine inanamazsın. | Open Subtitles | مذهلٌ ما لقطةٍ فضولية يمكن أن تجد فقط بالستلقاء بغرفتك بالنُزل |
| Ems, odanda bıçaklı bir adam vardı derdi de mücevher zulanı boşaltmak değildi. | Open Subtitles | ايمز كان هناك رجلا بغرفتك معه سكينا هو لم يأتي من اجل خمر الكارتير |
| Muhtemeldir ki dışarıda ya da evdeki odanda olmak istiyorsun. | Open Subtitles | غالباً تريد أن تكون بالخارج أو بغرفتك فى البيت |
| Jake, pizzanı al da odana gidip televizyon seyret biraz. | Open Subtitles | خذ البيتزا خاصتك وأذهب لمشاهدة التلفاز بغرفتك |
| odana bir akvaryum koyabileceğini sanmıyorum. Ben sanıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد أنك تستطيع أن تحتفظ بسمكة بغرفتك |
| Demek istediğim, Odanı mahvettiğin gibi Fransa'yı da mahvetme. | Open Subtitles | أحسب أن مقصدي، لا تعبث بـ(فرنسا) كما فعلت بغرفتك |
| Eğer kabul edersen sen kendi odan olsun isteyeceksin. | Open Subtitles | فلو وافقت على القيام بهذا فسترغبين بغرفتك الخاصة |
| Odanın oradan geçiyordum dün ve yalnız olmadığını gördüm. | Open Subtitles | مررت بغرفتك ليلة امس و رأيت بأن لديك رفقة. |
| Odandaki masada menü var. | Open Subtitles | أجل، هناك قائمة للطعام على الطاولة بغرفتك. |
| - odandan çıkma yeter. Aksırık ve tıksırıkların havamızı bozmasın. | Open Subtitles | فقط ابق بغرفتك كي لا يقضي السعال على المزاج الرائق |
| York Suit'de kalıyor ve dün odanıza koyduğum öğle yemeği davetiyesine ne cevap verdiğinizi merak ediyor. | Open Subtitles | إنه يقيم في جناح "يورك" وكانيتسائل... ماهوردكعلى دعوتهلكللغداء... التي وضعتها بغرفتك بالأمس. |