| Seninle ticaret yapacağım dedi zengin adam... 3 inek 9 bufalo... | Open Subtitles | وقال الغني, أأستبدلها بثلاث بقرات وتسعة جواميس |
| Sonra aynı nehirden yedi çirkin, hasta inek çıkıveriyor, tüm Mısır'da çirkinlikte onlar gibi inek görmedim. | Open Subtitles | و لكن بعد ذلك , سبع بقرات نحيفة بشعة تخرج من نفس النهر أتعس من رأيتهم في مصر |
| Yedi iyi inek ve başak yedi yıllık bolluktur. | Open Subtitles | اسبع بقرات السمان و السبع سنابل الناضجة ترمز الي سبع سنوات من الوفرة |
| Aniden semiz inekleri yemeye başlıyorlar ama yine de inekler önceki kadar hasta. | Open Subtitles | فجأة , يبدؤا في التهام السبع بقرات السمان و لكن تظل البقرات نحيفة كما قبل |
| Kapatmalıyım Julia. Etrafta inekler var. | Open Subtitles | يجب أن أذهب يا جوليا لدينا بقرات |
| Bir kaç ineği kontrol etmek kolaydır. | Open Subtitles | بقرات قليلة سهلة السيطرة عليها. |
| Bu da dakikada yaklaşık dört inek ediyor. | Open Subtitles | هذا يمنحك حوالي، ما يقارب الـ 4 بقرات في الدقيقة |
| Bu değişimi, aileyi altı ineğiyle destekleyen büyük büyük babam, aynı süt ürünleriyle başardı. Bugün 600 inek olmalı, | TED | هذا التحول أرغم جدي العظيم، بعدما كان يمتلك مزرعة بها ست بقرات ليعول أسرتي، هذه المزرعة ذاتها، كي يعول المزارع أسرته اليوم، يجب أن تتكون من 600 بقرة. |
| Ve o babasına şunları söyledi; "Beni dört inek, bir dana ve birkaç battaniye karşılığında satmayı düşünüyordun, | TED | وقالت له : " كنتم تنوون أن تبيعونى مقابل أربع بقرات وعجل , وبعض البطانيات |
| Babama beş inek ve bir tabanca verdi. | Open Subtitles | لقد أعطى لأبى خمس بقرات ، وبندقية. |
| Annen onla 10 inek için evlendi! | Open Subtitles | إذا' فهو تزوج أمي مقابل 10 بقرات |
| Durum raporu, dört inek bulduk ve kaybettik. | Open Subtitles | ياللروعة , لقد وجدنا 4 بقرات ثم فقدناها |
| Ama babam çok inek doğurttu. Bu iyi. | Open Subtitles | ولكن أبى قام بتوليد عدة بقرات |
| Denis yeter ki benimle evlensin, size altı inek vereceğim. | Open Subtitles | -سوف أعطيك أربع بقرات مهر ( دنيس ) للزواج |
| 4 inek saydım. | Open Subtitles | ارى 4 بقرات هنا |
| Çok lezzetli olduğunuz için üzgünüm inekler. | Open Subtitles | أنا آسفة أنتِ لذيذة جداً , بقرات |
| Bak onlara, iğrenç inekler. | Open Subtitles | انظر إليهن بقرات قذرات |
| Merhaba inekler. | Open Subtitles | - مرحباً بقرات - ها-ها-ها |
| Bayan Martin'in iki salonu bir hizmetçisi ve sekiz ineği var. | Open Subtitles | لدى السيدة (مارتن) قاعتان وخادمة وثماني بقرات. |