| Tezgahtarlar hep İbranice şeyler bağırarak, cep telefonlarıyla konuşuyorlar. | Open Subtitles | البائعون دائماً يصرخون بالعبرية أثناء تحدثهم بهواتفهم المحمولة |
| Cep telefonlarıyla birlikte fareden beterler. | Open Subtitles | أسوأ مِنْ الفئران، بهواتفهم الخلوية مراراً وتكراراً. |
| Cep telefonlarıyla ozon tabakasını delen baş belası çocuklar. Cadı Noktası | Open Subtitles | أطفال أشقياء بهواتفهم النقالة يُفسدون طبقة الأوزون |
| telefonlarına gömülmüş bir yığın insanın manzarasıydı. | TED | كنت محاطة ببحر من حوالي العشرين موظفًا ملتصقين بهواتفهم. |
| - Hayır, daha hiçbir şey bilmiyoruz. Sen telefonlarına ulaşmayı dene. | Open Subtitles | حاولي الإتصال بهواتفهم و أنا سأتصل بمراقبة الطريق |
| O insanların hepsi tüm gün oturup gözlerini telefonlarına diker. | Open Subtitles | حتى يستريح الناس ويحدقوا بهواتفهم طوال اليوم |
| Çok seks yaptıklarını. telefonlarıyla oynadıklarını. | Open Subtitles | يقيمون الكثير من العلاقات ويلعبون بهواتفهم |
| telefonlarıyla ilişkileri bir tür "eş-bağımlı" ilişkiye dönüştüğünden endişe duydukları için de bunu yaptıklarını söylediler. | TED | وكان السبب الذي جعلهم يشاركون كما حدثوني أنهم قلقون من علاقتهم بهواتفهم ومن الممكن أنه أصبح لديهم نوع من ... " التعلق العاطفي " كما يُقال. |
| Hepsi telefonlarına gömülmüştü. | Open Subtitles | كلهم منشغلين بهواتفهم |
| Ya da gözleri telefonlarına yapışmış haldeler. | Open Subtitles | أو أن أعينهم ملتصقة بهواتفهم |