| Sabah, daha önce hiç sevilmediği kadar... sevilceğinden habersiz bir şekilde özgür kalacak. | Open Subtitles | فى الصباح سوف تتحرر غير عابئة باى شئ ماعدا كونها احبت كما لم تحب من قبل |
| Akıl aydınlandığında, ruh özgür kaldığında, beden sorun değildir. | Open Subtitles | عندما العقل يتنور, والروح تتحرر والجسم يصبح غير مهم |
| özgür olduğunda bu ülkeye gelmekten başka bir şey düşünmesin | Open Subtitles | قل له أن لا يفكر فى شئ سوى القدوم إلى هذه البلاد الجميله عندما تتحرر |
| Bedeni alevlere teslim edildiği zaman... onun ruhu hızla yükselerek serbest kalmış olacak. | Open Subtitles | عندما يتم وضع جسدها في اللهب، روحها سوف تتحرر وترتفع |
| Senin verdiğin acıdan kurtulmak istedi. | Open Subtitles | لأنها أرادت أن تتحرر من العذاب و أنا ساعدتها |
| Hâlâ bu adaya gelmeden önceki halinin hatıralarıyla etrafını çevrelemişsin ve babanın sana doladığı ipleri çözmeden asla özgür olmayacaksın. | Open Subtitles | لازالت تعيقك ذكريات الرجل الذي كنت قبل وصولك للجزيرة و لن تتحرر أبداً |
| Fakat en büyüğü kızkardeşleri özgür kalabilsin diye, deyim yerindeyse, düğümü kesip atma metanetini gösterince, kendini ele vermiş ve asılmıştı. | Open Subtitles | ولكن, عندما تطوعت البنت الكبرى لتحل العقدة, كما يقولون من اجل ان تتحرر اخواتها ووهبت نفسها, ثم شُنقت |
| özgür kalmaya ne dersin? | Open Subtitles | ماذا عن التحرر من الوصاية ؟ الأولاد يفعلون ذلك ، صح في القانون أن تتحرر من وصاية والديك عليك : |
| Toplulukların kullanması için inşa etmeye çalıştıkları ve daha özgür olabilecek olan bu araçların kurumlar tarafından kontrol edildiğini gördüler. | TED | وجدوا أن هذه الأدوات التي كانت تحت سيطرة المؤسسات من الممكن أن تتحرر أيضا وتصبح في متناول كل تلك الجماعات التي أرادوا بنائها و دعمها. |
| - özgür olabilirsin ama Kontrol elinde olan bir Süpermen olduğunu düşünüyorsun. | Open Subtitles | يمكنك أن تتحرر يا (براد) لكن يجب أن تكون بقوة (سوبر مان) |
| Sonra hiçbir zaman özgür olamayacaksın. | Open Subtitles | إنه يدوم لفتره قصيره و بعدها لن تتحرر |
| Ya özgür kalır ya da ben yanına giderim. | Open Subtitles | لابد لها أن تتحرر وإلا سألحق بها. |
| Morgana özgür kalana kadar yaşayacaksın. | Open Subtitles | سوف تعيش حتي تتحرر مورجانا |
| özgür duygulardan oluşan bir dünya olmalı. | Open Subtitles | إنه عالم تتحرر فيه المشاعر |
| O sadece ölünce özgür kalabilir. | Open Subtitles | انها سوف تتحرر فقط عندما تموت |
| Zihin aydınlatıldığında, ruh özgür olur. | Open Subtitles | عندما يضئ العقل تتحرر الروح |
| serbest kaldığında bizi de serbest bırak, hepimiz buradan çıkalım. | Open Subtitles | إسمعنى. ستحررنا بعد أن تتحرر ثم نغادر المكان جميعا. |
| Evet, evet. İblisleri serbest bırakmadan kılıcı kıramayız. | Open Subtitles | أجل، أجل، لا يمكنني كسر السيف بدون أن تتحرر الشياطين |
| Çok güzel. Sen serbest bırakılırken, benim iş yerim kapandı. | Open Subtitles | جيد لك بينما كنت تتحرر كنت أنا أتعرض لإيقاف |
| Bizden kurtulmak istemeni anlayabiliyorum, ve bana uyar. | Open Subtitles | انا اتفهم رغبتك في ان تتحرر منا لكن ان اشعر براحة لتلك الطريقة |
| En korkuncu da yedinci çentiği atmadan bundan kurtulmak istememen! | Open Subtitles | وهذا حمل رهيب عليك ولن تتحرر منه أبدا... ...إلا بحفر علامة جديدة عليه |