| Görevden son döndüğümde koltuğun altında çürümüş bir Big Mac buldum. | Open Subtitles | اخر مرة عدت فيها من التوزيع وجدت وجبة متحجرة تحت المقعد |
| Sen gidip yapman gerekenleri yap. koltuğun altında işimize yarayabilecek bir şeyler var, ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | تحت المقعد ستجد شيئاً قد تحتاجه، فقط عند الحاجة |
| Onlara söylemediğim şey ise, içeri dönerken... silahını koltuğun altında bıraktığın. | Open Subtitles | و ما لم أخبرهم، أنكَ تركت مسدسكَ تحت المقعد قبل أن تلجّ رجعةً إلى الحانة |
| Bu üçüncü ihlalim olacak ve müebbet hapis alacağım. Panikledim. koltuğun altına uzandım, silahı kavradım ve onu vurdum. | Open Subtitles | وضعت يدي تحت المقعد أمسكت بالمسدس، وأطلقت عليه أكمل |
| koltuğun altına da bak. | Open Subtitles | انظري في الجانب الآخر من السيارة تحت المقعد |
| Bir uçağa binmiştim ve uçakta Hasidik Yahudi bir adam vardı, koltuğunun altına kocaman bir çanta koymaya çalışıyordu. | Open Subtitles | كنتُ على متن طائرة و كان هناك رجل يهودي متشدد يُحاول أن يضع حقيبة ضخمة تحت المقعد |
| Eğer Skoda olursa, o zaman sol koltuğun altında olur. | Open Subtitles | لو كانت السيارة مِن نوع "سكودا" سيكون تحت المقعد الأيسر |
| 'Eğer Skoda olursa, o zaman sol koltuğun altında olur.' | Open Subtitles | "لو كانت السيارة مِن نوع "سكودا" سيكون تحت المقعد الأيسر" |
| Yan koltuğun altında yada torpitoda büyük, devasa bir silahı olan beyefendi birine benziyorsun. | Open Subtitles | تبدو رجلاً قد يحمل مسدساً كبيراً في الصندوق او تحت المقعد الامامي |
| 13-B numaralı koltuğun altında, mavi bir sırt çantası bulacaksın. | Open Subtitles | سوف تجدين حقيبة الظهر زرقاء اللون تحت المقعد الأمامي |
| Kamyonete git! Anahtarlar koltuğun altında. | Open Subtitles | ادخلي الى الشاحنه المفاتيح تحت المقعد |
| koltuğun altında ilkyardım çantası var. | Open Subtitles | هناك عُلبة الإسعافات الأولية تحت المقعد |
| Arka koltuğun altında bir ilk yardım çantası var. | Open Subtitles | توجد عدة إسعافات تحت المقعد بالخلف |
| Hallettim. Köpeğin koltuğun altında ve kafesinde olması gerekiyor. | Open Subtitles | يجب أن يوضع الكلب في الحامل تحت المقعد |
| Bence koltuğun altında olabilir. | Open Subtitles | أعتقد ان الموبايل نزل تحت المقعد |
| Ooh. Çantame koltuğun altına koymama yardım edebilirsiniz. | Open Subtitles | بإمكانك أن تساعدني بوضع حقيبتي تحت المقعد |
| Emniyet kemerlerinizi bağlayıp bagajlarınızı önünüzdeki koltuğun altına koyunuz. | Open Subtitles | ويجب أن تكون أحزمة مقاعدكم مثبتة بأمان وأن تُحفظ كل الأمتعة المحمولة تحت المقعد الذي أمامكم أو الصناديق العلوية. |
| Telefonunu vites kolunun önündeki telefon gözüne koyup gaza basarsan telefonun koltuğun altına fırlıyor. | Open Subtitles | إذا وضعت هاتفك في حامل الهاتف أمام مقبض علبة التروس ومن ثم التعجيل، أنه يطلق النار تحت المقعد. |
| Hayır, adam o şeyi koltuğunun altına tıkıştırmaya çalışıyordu ve kimse çıkamıyordu çünkü adam bunu yapmayı durdurmayacaktı. | Open Subtitles | فقط رجل ما ذلك الرجل كان يحاول أن يحشر الحقيبة تحت المقعد و لأنه لن يغادر قبل أن يقوم بذلك لا يُمكن لأحد المغادرة |
| İkinci ölüm tehlikesini atlattığımızda koltuğun altından fırladı. | Open Subtitles | إنزلقت من تحت المقعد |
| Şimdi sakince koltukların altına falan bak ve garaj kapısının kumandasını ara. | Open Subtitles | ها أنت فعلتها , رائع , حسناً , ابدأ بالبحث حولك -حسناً -انظر إلى تحت المقعد , أيضاً |
| Bir tane vardı zaten. Geldiğimde bankın altında yatıyordu. | Open Subtitles | كان هناك واحداً هنا تحت المقعد عندما وصلت |