| Ve biraz aşırıya kaçmanın bazen iyi olduğunu öğrendim. Sana olacakları söyleyeyim. | Open Subtitles | و تعلمت أنه من الجيد أن تكون مسرحيا قليلا اذا إليك ما سيحدث |
| Ama bazen bazı şeyleri eski usul yapmanın daha iyi olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | لكنني تعلمت أنه أحيانا، يكون من الأفضل عمل الأمور بالطريقة القديمة. |
| Evet, ayrıca oğlunu Vermont'a götürüp, yalan beyanla mirası için onunla evlenmeye çalışmanın yanlış bir şey olduğunu öğrendim sanırım. | Open Subtitles | نعم، وأعتقد بأني تعلمت أنه من الخطأ أخذ ابنك إلى فيرمونت تحت ذرائع خاطئة |
| Yanında destekçisi olarak tabloların dönüşümlerini izlerdim. öğrendim ki kendi dünyanı yaratabilirsin. | TED | بينما أجلس بجوارها حاملة لوح الرسم، أشاهدها تحول اللوحة بعد اللوحة، تعلمت أنه يمكنك خلق عالمك. |
| Ama bu sırada öğrendim ki bu sadece teknik tarafı değildi, dışkı kültürü diye bir şey de vardı. | TED | ولكن على طول الطريق، تعلمت أنه ليس فقط الجانب التقني، ولكن هناك أيضا هذا الشيء يسمى ثقافة الترهات. |
| Bunun Kenya yasalarına aykırı bir şey olduğunu öğrendim. | TED | تعلمت أنه كان مخالفا للقانون في كينيا. |
| Seni duygulandıran her neyse, seni yaratmaya, inşa etmeye teşvik eden her neyse, seni başarısız olmaktan alıkoyan her neyse senin hayatta kalmana yardım eden her neyse bunun büyük ihtimalle insanın bildiği en eski ve basit duygu olduğunu öğrendim. Bunun adı, aşk. | TED | لقد تعلمت أنه أيا ً كان ما يحركك، أيا ً كان ما يدفعك للإبداع، للبناء، مهما كان ما يحميك من الفشل مهما كان ما يساعدك على البقاء، ربما يكون لأقدم وأبسط عاطفة معروفة لدى البشر، وذلك هو الحب. |
| Gizlenmenin daha faydalı olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | لقد تعلمت أنه من الأفضل أن أتنكر |
| Göç etmenin çok zor olduğunu öğrendim, ki bu yüzden nadiren "göçmen" kelimesini duyuyorsun. | Open Subtitles | تعلمت أنه من الصعب جدًا أن تهاجر ولهذا السبب من النادر أن تسمع الكلمة "مهاجر" |
| Seyahatlerimde ve işimde, Kongo'daan Afganistan'a, Sudan'dan Ruanda'ya, sadece savaşın renklerinin değil aynı zamanda korkularının da aynı olduğunu öğrendim. | TED | أثناء رحلاتي في مجال عملي ، من الكونغو إلى أفغانستان ، من السودان إلى رواندا ، تعلمت أنه ، ليس فقط أن ألوان الحرب وأصواتها متشابهة ، بل أيضاً مخاوف الحرب هى واحدة . |
| öğrendim ki, her şeyi ölüm-kalım meselesi olarak göremezsin çünkü birçok kez öleceksin. | Open Subtitles | لقد تعلمت أنه لا يمكنك التعامل مع كل موقف بإعتباره موقف حياة أو موت لأنك حينها ستموت كثيرا |
| Ama öğrendim ki, ne kadar hızlı koşarsan koş, fark etmiyor. | Open Subtitles | لكنني تعلمت أنه مهما تكن السرعة التي تجري بها |
| Ama öğrendim ki dürüst bir şekilde mutsuz olmak yalancı olarak mutsuz olmaktan çok daha iyi. | Open Subtitles | ...لكنني تعلمت أنه أن كونك تعيساً لكن صادقاً أفضل من كونك سعيداً وغير صادق |
| öğrendim ki, her ne kadar yapabileceğimize inanmak istesek bile, sevdiklerimizin düşündüğü ve hissettiği her şeyi bilemeyiz ve kontrol edemeyiz ve bir şekilde farklı olduğumuza olan dik başlı inancımız, sevdiklerimizin kendilerini veya bir başkasını asla incitmeyi düşünmeyeceklerine inanmamız gözümüzün önündeki şeyi görmemize engel olabilir. | TED | لقد تعلمت أنه لا يهم مدى إيماننا بأننا نستطيع، لا نستطيع أن نعرف أو نسيطر على كل شيء يفكر به أحبابنا ويشعرون به، والاعتقاد المتجذر بأننا مختلفين بطريقة ما، بأن شخصًا ما نحبه لا يمكن أن يفكر أبدًا في إيذاء نفسه أو أي أحد آخر، يمكن أن يقودنا إلى أن نفوّت ما هو مخفي بعيدًا عن الأنظار. |