| Şansın sana kötü bir oyun oynadı Diye oturup yakınman gerekmiyor. | Open Subtitles | لا تتكدر بسبب الطريقة التى تلاعب بها الحظ معك |
| Underwood telefonu aldı. Rafineri öldü. Grayson bizimle oynadı. | Open Subtitles | آندروود تحصل على المكالمة، المصفاة إنتهت، و غرايسون تلاعب بنا. |
| Yani, bilinç öznel ve bilim nesnel olduğu için bilincin nesnel bir bilimi olamayacağına dair itiraz, bir kelime oyunu. | TED | فالاعتراض القائل أنك أنت لا تستطيع أن يكون لديك علم موضوعي للوعي لأنه ذاتي و العلم موضوعي، هذا تلاعب لفظي |
| Bence... onu, lanet olasıca oğlu, bu işi yapması için kandırdı. | Open Subtitles | أعتقد أن ولدها اللعين قد تلاعب بها . و أدخلها فى الأمر |
| Geciktiğim için herkesten özür dilerim. Birisi arabamın freniyle oynamış. | Open Subtitles | آسف على التأخير، تلاعب أحدهم بمكابح سيارتي |
| Çünkü senin gibiler sisteme hile karıştırdı. | Open Subtitles | لأن النظام قد تلاعب به من قبل اشخاصاً أمثالك |
| Biraz. Genetik test, Vasküler manipülasyon. Ama yavaş. | Open Subtitles | فحص جينات، تلاعب بالأوعية الدموية، ولكنّه بطيء جداًّ |
| Yok oldu. Benimle oynadı, acemi hatası. | Open Subtitles | لقد اختفى فحسب تلاعب بي، إنه خطئي الساذج |
| Koleksiyoncu hepimize oyun oynadı. Ona güvendiğime inanamıyorum. | Open Subtitles | الجامع تلاعب بنا تماماً لا أصدق أنني إنخدعت |
| Rahatça kapıyı tekmeleyip açabilmek için ya menteşelerle oynadı ya da kilidi içeriden açabilmek için bir anahtarı vardı. | Open Subtitles | إما تلاعب بالمفاصل حتى يمكنه ركل الباب وسيُخلع من مكانه لإما كان لديه ولوج للقفل من الداخل حتى يمكنه فتحه |
| Bu öznellik ve nesnellik üzerine kötü bir kelime oyunu. | TED | هذا تلاعب لفظي سيء عند الحديث عن الموضوعية و الذاتية |
| Her seferinde bir kelime oyunu olmak zorunda mı? | Open Subtitles | هل حقا يجب أن يكون تلاعب بالكلمات في كل مرة ؟ |
| Pekala, etiket kelime oyunu, etiket Jimmy'nin... etiket... sıska-değil-güçIü. | Open Subtitles | حسناَ.. هاشتاغ ,تلاعب بالألفاظ ،هاشتاغ ,جيمي .. هاشتاغ .. |
| İkimizi de kandırdı. Hayır, bunu farketmeliydim. Tamam. | Open Subtitles | لا تلقي باللوم على نفسك لقد تلاعب بكلينا |
| Christine, seni hiç hak etmeyen bir adama aşıktın... seni güvendiğin her şeyden şüpheye düşüren birine... belki senin akıl sağlığınla oynamış olan birine. | Open Subtitles | كرستين , انت كنت تحبين رجلاً وهو غير جدير بيكى هو الذى جعلك تشكين فى كل شئ كنت تعتمدين عليه حتى انه ربما تلاعب بعقلك |
| O her zaman kanıtlarda hile yapıyor, tamam mı? | Open Subtitles | اتعلمين امرا, هو تلاعب بالادله طوال الوقت .طيب ؟ |
| Başka manipülasyon da suratınıza tekrar tekrar vurmalarıdır. | Open Subtitles | و وسيلة تلاعب أخرى سيضربونك في وجهك بشكلل متكرر. |
| Eğlenceni bozmak istemem ama seni oyuna getirdi. | Open Subtitles | ممتاز ، لا أريد أن أغدق على استعراضكِ لكنه تلاعب بكِ كلياً |
| Ses orijinal, kasetle oynama falan da yokmuş. | Open Subtitles | الأصوات مطابقة وليس هناك أى تلاعب فى الشريط |
| Gelir raporlarıyla oynadığı gayet açık. | Open Subtitles | من الواضح انه تلاعب بأرباحه في التقرير |
| Lecter hasta kayıtlarını değiştirmiş ya da yok etmiş yani, Mofet isminde birinin kaydı yok, ama... | Open Subtitles | ليكتر قد دمر أو تلاعب ببيانات معظم مرضاة لذا لا يوجد هناك بيانات عن من تدعى موفيت ولكن |
| Akıllanmanın tek yolu, daha akıllı bir rakiple oynamaktır. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لكى تصبح اذكى هى ان تلاعب خصم اذكى |
| On yıl önce, Başkan Cho'nun borsa manipülasyonu haberini hatırlıyor musun? | Open Subtitles | قبل 10 سنوات، هل تتذكر تقريرك عن تلاعب الرئيس تشو بالأسهم؟ |
| Bu, bu genç yaramaz beni kötüye kullandı, fakat bana 5 sterlin ve bir şişe şarap verin, istiyorsanız söyleyin ve istemiyorsanız bırakın, Buna ne dersiniz? | Open Subtitles | ذاك ، الوغد الصغير تلاعب بي ولكن لو أعطيتني 5 باوندات أخرى وزجاجةنبيذ، |
| Orlin rahibin virüsü yaratırken kendi DNA'sı üzerinde oynadığını düşünüyor. | Open Subtitles | يعتقد (أورلين) أن الراهب تلاعب جوهرياً.. بحمضه النووي لصنع الفيروس |
| Uysal bir kurbanlaşmaya beni yönlendirdi. Size gençken yerel bir çeteye nasıl karıştığımı anlatmıştım. | Open Subtitles | و تلاعب بي لدخول حالة الضحية الموافقة |