Tanrı-- ve onun öğrencilerinden biri senin onu öldürdüğünü öğrenene kadar bekle. | Open Subtitles | وستنتظر حتى يكتشفوا أنك قتلت واحدًا من تلاميذه. |
Bahse girerim öğrencilerinden biriyle yatıyor. | Open Subtitles | سأود المراهنة أنها إحدى تلاميذه |
David Hilbert en parlak öğrencilerinden birkaçının kaçabilmesi için gerekli ayarlamaları yaptı. | Open Subtitles | رتّب (دايفيد هيلبيرت) لمساعدة بعض ألمع تلاميذه على الهرب. |
"Bir gün havarilerine ayrılma vaktinin geldiğini söyledi. | Open Subtitles | في أحد الأيام أخبر تلاميذه بأنه كان مودع" |
ve onlar kızgınlıkla parlamıyordu, sevgiyle ve öğrencileri için yoğun bir sevgiyle parlıyorlardı. | TED | و لم تكن تلمع عن غضب، بل كانت تلمع بالمحبة، محبة شديدة نحو تلاميذه. |
Karısına ve ailesine elvade deyip öğrencileri etrafındayken ölüme hazırlandı. | Open Subtitles | ،ومع وجود تلاميذه حوله إستعد للموت بهدوء |
Güzel bir yaz akşamüstü, öğrencileri dersin bitmesini dörtgözle beklerken, astronomi ve dünyanın geleceğini etkileyecek bir düşünce geldi aklına. | Open Subtitles | للأفكار والإسنتاجات التى كانت تدور فى ذهنه دائما فى وقت ظهيرة أحد أيام الصيف اللطيفة وأثناء تواجده مع تلاميذه الذين كانوا متشوقين لإنهاء هذه المحاضرة أوحى إليه بفكرة فى رأسه أحدثت تغييرا جذريا |