| Bir de, televizyonu bozuk, o yüzden, birbirinizi yemeye başladığınızda onu da uyandırın ki seyredebilsin. | Open Subtitles | تلفازه مكسور, لذا عندما تبدأن بالشجار أقل مايمكنكما فعله هو إيقاظه ليشاهد |
| Eşinin mücevherleri, televizyonu, bilgisayarı... | Open Subtitles | مجوهرات زوجته, تلفازه, حاسوبه... نعتقد بأنه,في النهاية, وصل إلى النقطة |
| Eşinin mücevherleri, televizyonu, bilgisayarı... | Open Subtitles | مجوهرات زوجته, تلفازه, حاسوبه... |
| televizyonunu kapattı. Biraz ilerleme kaydettik demek. | Open Subtitles | ، لقد أطفأ تلفازه . حققنا بعض التقدم |
| Bir de kendi küçük televizyonunu getirip bütün gün izliyor. | Open Subtitles | و يحضر تلفازه الصغير و يلعب طوال اليوم |
| Kendi televizyonunu iki gün içinde yaptı. | Open Subtitles | صنع تلفازه بنفسه في يومين |
| televizyonunu ben bozmadım. | Open Subtitles | لست أنا من قام بتعطيل تلفازه |