| Çölde kuraklığın zirvesi yaşanırken Okavango'daki su kanalları nihayet ağzına kadar doluyor. | Open Subtitles | بينما تواجه الصحراء ذروة الجفاف فإن شبكة القنوات "المتفرّعة في "أوكافانجو تمتليء أخيراً |
| Çıktığında hiristiyan kiliseleri doluyor. | Open Subtitles | الكنيسة المسيحية تمتليء في كل مرة يحضر |
| Sağ bacağı kanla doluyor. | Open Subtitles | ساقه اليمنى تمتليء بالدماء. |
| Basınç odası dolduğunda onu içeri atmalıyız. | Open Subtitles | حالما تمتليء غرفة التعويم يجب أَن نضعه فيها |
| Tüneller dolduğunda, gelgit kapağı açılır ve su nehre verilir. | Open Subtitles | عندما تمتليء الأنفاق بوابة المد تُفتح، وتقوم تصريف المياه في النهر |
| Sağ bacağı kanla doluyor. | Open Subtitles | ساقه اليمنى تمتليء بالدماء. |
| Ciğerleri kanla doluyor. | Open Subtitles | رئته تمتليء بالدم |