| Daha sonra, anavatana kabul edildiğimde Eric tavsiye mektubumu yazmıştı. | Open Subtitles | بعد ذلك, كتبت لإريك توصيتي عندما قبلت في الأمن الوطني |
| Peşinde en fazla kim kalırsa, ona tavsiye mektubu yazacağımı söyledim. | Open Subtitles | قلت لهم من سيتبعه أطول فترة ممكنة, سأعطيه توصيتي |
| Benim tavsiyem havayolundan parayı transfer etmelerini istemeniz, transer gerçekleştiğinde bana bildirmeniz. | Open Subtitles | توصيتي هي ان تطلب من الخطوط الجوية بأن يبعثوا المال اعلمني عندما يتم التحويل |
| "Bakın" dedi, "İlk tavsiyem sizin için çok kötü oldu, yani benim resmi tavsiyem, Travis, ilaç tedavisine geri dönün, vazgeçirmek için daha tecrübeli birini bulana kadar." | TED | "اسمعوا،" قال لنا: "يبدو أن نصيحتي الأولى سيئة بوضوح، لذلك توصيتي الرسمية الآن هي أن يعود ترافيس للدواء حتى يتمكن من إيجاد شخص أكثر كفائة لقطعه عنه." |
| Benim tek önerim istikrarlı bir sıcaklık düşüşünü beklemek. | Open Subtitles | توصيتي الوحيدة أننا ننتظرتحمُل هبوط درجة الحرارة |
| Hiç bir zaman tavsiyemin aksine davranmamıştı. | Open Subtitles | حسنا، اريك ذهب أبدا ضد توصيتي قبل. |
| Bütün riskleri ve avantajları programa yüklüyorum... tavsiyelerimi belirlememe yardım ediyor... | Open Subtitles | وضع كلّ المخاطر داخلا و لنقم بالبرنامج مما يساعدني لأنهي توصيتي |
| Yale'e hakkınızda yazdığım tavsiye mektubunu geri aldırmayın bana. | Open Subtitles | مضحك جدا، السيد كارفر. لا تعطيني سببا ل سحب توصيتي ليال. |
| Yine de liseden gelen tavsiye mektuplarımı görme şansım olmuştu. | Open Subtitles | مع ذلك تمكنت من قراءة رسالات توصيتي من الثانوية |
| Benim için Bayan Winrow sorar mısın yeniden Yale'a tavsiye mektupu yazar mı? | Open Subtitles | أريد أن أسأل السيدة وينرو كيف تسير عملية إعادة كتابة رسالة توصيتي لجامعة يال |
| Onu tavsiye etmenin yanlış bir karar olduğunu düşündüğünü biliyorum. | Open Subtitles | أعرف بأنكِ تعتقدين أن توصيتي به يعد قراراً خاطئاً |
| tavsiye mektumu çoktan yolladım. Karar hakimin. | Open Subtitles | أنا سبق وقدمت توصيتي الآن الأمر متروك للقاضي |
| Neden Met'e onların zamanını böyle bir şeye harcadığın için senin hakkında suçlama yapmaları gerektiğini tavsiye etmediğimi bilmiyorum. | Open Subtitles | أنا أكافح لأفهم سبب عدم توصيتي لـشرطة العاصمة بأن يوجهوا إليك تهمة إضاعة وقتهم بهذه الحركة البهلوانية |
| tavsiyem yerlerine yenilerini almanız. | Open Subtitles | وسوف يكون توصيتي أنت تحل محلها. |
| Ama görünen o ki, cerrahi bölümler ana bilim başkanı olmama ve 30 yılı aşkın süredir sahip olduğum genel cerrahi tecrübeme rağmen, tavsiyem yeterli bulunmamış. | Open Subtitles | للجراحة كرئيس توصيتي بأن يبدو ولكن ... تكفي لا ، العامة الجراحة في خبرة سنة 30 مع |
| Sana tavsiyem, sen süte devam et. | Open Subtitles | نعم، دعك على الحليب هذه توصيتي |
| Benim önerim ise Başkanım ya siz ya da ekibinizden bir temsilci Hakam ile Umman'da buluşsun ve rehineleri orada serbest bıraksın. | Open Subtitles | توصيتي سيدي الرئيس هو إما أنت أو مبعوث من هذه الإدارة |
| Şiddetle önerim şu ki ileri araştırmalar yapılana kadar bu bilgi mühürlü kalmalıdır. | Open Subtitles | توصيتي هي أن نُبقي هذه المعلومات مُغلقة. حتى يتم إجراء المزيد من البُحوث بشأن الأمر. |
| Müşteri açısından baktığımızda, benim önerim, yalnızca tadı üzerinden gitmemiz. | Open Subtitles | بما أن العميل ينصت إلي، توصيتي بأن نقرر وفقًا للمذاق وحده. |
| Ne var ki, tavsiyemin işe yarayacağını sanmıyorum. | Open Subtitles | -ولكن لا أعتقد بأن توصيتي تكفي |
| Bütün riskleri ve avantajları programa yüklüyorum... tavsiyelerimi belirlememe yardım ediyor... | Open Subtitles | وضع كلّ المخاطر داخلا و لنقم بالبرنامج مما يساعدني لأنهي توصيتي |
| Yolcuların benimle grup toplantılarına katılmalarını öneriyorum. | Open Subtitles | لقد تم توصيتي أن يقابلني الركاب في جلسات كمجموعات |