| Diğer yandan, bana güvendiler ve güvenleri bana özgüven sağladı. | Open Subtitles | وعلىالجانبالآخر.. لقدوثقوا في.. وثقتهم أكسبتني ثقة بالنفس |
| Adeta bir özgüven patlaması yaşamak için takım elbise giyin, şık olun, dik durun ve hazırlıklı olun. | Open Subtitles | من أجل ثقة بالنفس مُعززة وناجحة اعتني بنفسك ، ارتدي ملابس لطيفة قف شامخاً ، استعد |
| Zaten özgüven problemi var. | Open Subtitles | لديها أزمة ثقة بالنفس قليلاً حالياً |
| Ve diğeri kibarca 'düşük kendine güven' dediğimiz ya da kibar olmayan şekilde 'kendi hakkında kötü hissetmek' diyebileceğimiz şeyle nasıl baş edeceğinizi söyler. | TED | و يخبرك النوع الآخر عن كيفية التكيف مع ما نسميه ادباً " قلة ثقة بالنفس " و نسميه وقاحة "شعورنا بالسوء تجاه انفسنا ." |
| Ani saldırı organizasyon bozukluğunu ve kendine güven eksikliğini gösteriyor. | Open Subtitles | الهجومات الوحشية تفسر العشوائية, لا يوجد ثقة بالنفس |
| Sağlıklı ve özgüveni olan biri. Onun duruşundan çıkardığım bu. | Open Subtitles | -لديه ثقة بالنفس بشكل صحي استشف ذلك من طريقة عرضه |
| Biraz olsun özgüven kazanmamın tek sebebi de o. | Open Subtitles | هو السبب الوحيد أن لدي ثقة بالنفس |
| Bir direk dansı tam olarak ne kadar özgüven kazandırır? | Open Subtitles | كيف يبني الشخص ثقة بالنفس بهذا بالصبط ؟ |
| Bu özgüven mi, kibir mi? | Open Subtitles | أهذه ثقة بالنفس . أم غرور |
| Bu özgüven. | Open Subtitles | هو ثقة بالنفس |
| Senin üst üste beş kez ikinci geleceğini de hesaba katarsak kızın kendine güven sorunu olabilir. | Open Subtitles | لذا لا بد من انها تعاني من مشاكل ثقة بالنفس |
| kendine güven. | Open Subtitles | ثمة ثقة بالنفس |
| Sağlıklı ve özgüveni olan biri. Onun duruşundan çıkardığım bu. | Open Subtitles | -لديه ثقة بالنفس بشكل صحي استشف ذلك من طريقة عرضه |
| Bana mı öyle geliyor yoksa özgüveni gerçekten artıyor mu? | Open Subtitles | هل هذة حماقة او ثقة بالنفس ؟ |