| Ve herkesin buradan alacağı ders şuydu: insanları mutlu etmenin yolu onlara daha pahalı bir şey vermek, arzulanacak bir şey. Değil mi? | TED | و كان الدرس المستفاد لكل شخص هو أن طريقة جعل الناس سعداء هي أن تعطيهم شيئا أكثر سعرا, شيئا يطمحوا إليه. اليس كذلك؟ |
| Evet, hiç sorma. İnsanları bu partiye adapte etmem çok zor. | Open Subtitles | نعم، أنا الأدرى، من الصعب جعل الناس يركّزون على هذه الحفلة |
| Bundan ancak siyasette çıkarcılık yapan politikacılara tahammül etmeyeceğimizi insanlara gösterip, onların sorumlu davranmalarını sağlayarak kurtulabiliriz. | TED | ويمكننا أن نفقد ذلك بذات الفكرة النبيلة و هي جعل الناس مسؤولين بإظهار الناس أنهم لن يتسامحوا بشأن الانتهازية السياسية |
| Günde binlerce insan ölüyor, kalabalık bir caddenin ortasına bir ceset koy, herkes deliriyor. | Open Subtitles | آلاف من الناس يموتون كلّ يوم لكنّك وضعت جثّة واحدة ... فيمنتصفشارعمزدحم وأنه جعل الناس مذهولين |
| Belki de insanları etkili bir şekilde rahatlatabiliyordu. | TED | ربما بإمكانه جعل الناس يسترخون بفاعلية. |
| Nedeni kısmen toplumun, tüberkülozun insanları daha hassas, yaratıcı ve anlayışlı yaptığına inanmasıydı. | TED | من جهة، لأن المجتمع اعتقد أن مرض السل جعل الناس أكثر حساسية وإبداعًا وعطفًا. |
| Çok basit. İnsanları önce güldüren, sonra düşündüren bir şey yapmış olmanız gerekiyor. | TED | إنه أنك فعلت شيئًا جعل الناس يضحكون ومن ثَمَّ يُفكرون |
| Ve bu gerçekten benim bir yazar ve hikaye anlatıcısı olarak yapmaya çalıştığım şey, yani insanları bildikleri şeyleri göstermek ve onlara meseleleri ekolojik açıdan da düşünebilemeleri için hikayeler anlatmak. | TED | وهذا فعلا ما أفعله ككاتب وكقاص محاولة جعل الناس يحسون مانعرف وإخبار قصص تجعلنا فعلا تساعدنا للتفكير بالإيكولوجيا |
| Bu sürecin bir zamanında, dini liderlerimiz insanları huzursuz etmenin bizim işimiz olduğunu unuttular. | TED | حسناً، عند مرحلة ما، نسي قادة الدين لدينا أن مهمتنا جعل الناس يشعرون بعدم الإرتياح. |
| İnsanlara gerçek zamanda birlikte şarkı söyletebilir miydik? | TED | هل نستطيع جعل الناس تغنّي معا في نفس الوقت؟ |
| Eğitimin tek amacı, insanlara bir şeyler öğretmek. | TED | بيت القصيد من التعليم هو جعل الناس تتعلم. |
| Oyun sadece insanlara, içlerinde sürekli daha da güzel şeyler bulabilmek için yaklaşık bir milyon kutu açtırmaya çalışıyor. | TED | الألعاب باختصار تحاول جعل الناس يفتحون قرابة مليون صندوق, بحيث تجدون أشياء أفضل و أفضل داخلها. |
| Günde binlerce insan ölüyor, kalabalık bir caddenin ortasına bir ceset koy, herkes deliriyor. | Open Subtitles | آلاف من الناس يموتون كلّ يوم لكنّك وضعت جثّة واحدة ... فيمنتصفشارعمزدحم وأنه جعل الناس مذهولين |
| Bana hizmet için adanacak bir yaşamı, heba etmekten nefret ederim... | Open Subtitles | فأنا أكره إهدار الحياة ، بينما أستطيع جعل الناس خدماً لي |