| Getirdiğiniz; üzerinde şifrelenmiş bir yazıIım olan kapsamlı bir laptop. | Open Subtitles | ما أحضرتموه كان حاسوب نقال عام، عليه بعض الشفرات والبرامج |
| laptop. Kendi CD'lerinizi yazarsınız. | Open Subtitles | حاسوب نقال يضع الحانك على قرص مدمج فارغ اثناء عملك |
| Bu kişiden gelen laptop eşsiz bir hazine. | Open Subtitles | حاسوب نقال من ذلك الشخص تحديدا يصعب اعتباره كنزا حميدا |
| Adım Twinkie. Hey, bir dizüstün olmadığını fark ettim. | Open Subtitles | ادعى توينكي، ولاحظت انك لا تملك حاسوب نقال. |
| Adım Twinkie. Hey, bir dizüstün olmadığını fark ettim. | Open Subtitles | ادعى توينكي، ولاحظت انك لا تملك حاسوب نقال. |
| Şayet bir dizüstü bilgisayar olsaydı Henry onu buradan çıkardığı için tutuklanabilirdi. | Open Subtitles | ونحن لم نحملها لحد الآن. أَعْني, إذا هي كَانتْ حاسوب نقال, هنري يُمْكِنُ أَنْ يُعتَقلَ لإخْراجها من هنا. |
| Yeni kimlik, dizüstü bilgisayar, kriptolu telefon. | Open Subtitles | ،بطاقة هوية جديدة، حاسوب نقال وهاتف مشفرة |
| Burada oturuyordum ve laptop'ım da kucağımdaydı ve şuradaki prize takmıştım... | Open Subtitles | جلست هنا، ووضعته في حضني لأنه مجرد حاسوب نقال وقمت بتوصيله هناك، و... |
| - Ne? Bu harika bir laptop. | Open Subtitles | حاسوب نقال رائع |
| Yeni laptop mu aldın? | Open Subtitles | حاسوب نقال جديد؟ |
| Winston bu bir yolcu uçağı, dizüstü bilgisayar değil. | Open Subtitles | وينستن) ، هذه طائرة نقل ركاب) لَيست حاسوب نقال - في الحقيقة - |