| Yankee'ler ve haydutlar alacaklarını aldı bize hiçbir şey kalmadı! | Open Subtitles | اليانكز و الكاربيتباغرز حصل عليه ولم يتبقى أي شيء لنا |
| Böylece, bir süzüntü yaptı, tümörü filtreden geçirdikten sonra elde ettiği sıvı olan bu filtreyi aldı ve onu başka bir tavuğa enjekte etti ve yeni bir tümör elde etti. | TED | قام راوس بالترشيح أخذ السائل الذي حصل عليه بعد ترشيح الورم، وحقنه في دجاجة أخرى، فحصل على ورم آخر. |
| Ve ona, o gün aldığı en büyük bahşişi bıraktım. | Open Subtitles | في الحقيقة، أعطيته البقشيش الأكبر الذي حصل عليه ذاك اليوم |
| Bu tuhaf. Tamam, Anladım. | Open Subtitles | هذا غريب حسنًا، حصل عليه |
| Bir araba Buldum. Milo ize ne kadar yaklaştı? | Open Subtitles | لقد حصلت على سياره ، ما مقدار ما حصل عليه "مايلو" من هذا التتبع |
| Aradığı her neyse, bulmuş ki bizim için şanssızlık. | Open Subtitles | على كل حال .. فأيا كان هذا فإنه قد حصل عليه و كان هذا من سوء حظنا |
| Anlaşıldı. | Open Subtitles | حصل عليه |
| Camden Kağıt Fabrikası'ndan aldı sonra da hırsızlığı örtbas için, yaktı kül etti. | Open Subtitles | حصل عليه من مصنع كامدن للورق وحرق المكان تماما ليغطى على السرقة |
| Sen bu işi istedin, o aldı. Şimdi de buradasın. | Open Subtitles | أردت هذا المنصب، وهو حصل عليه والآن أنت هنا |
| Doğru, dediğim gibi El Hamadi'nin taşıyıcısı cihazı aldı. | Open Subtitles | حسنا ، كما كنت اقول لقد حصل عليه رجل الحمدي |
| Ama aldığı sadece paraydı, başka hiçbir şey vermiyordu. | Open Subtitles | , ولكن ما حصل عليه هو النقود ,ولم يتسطيع الحصول على أى شىء آخر |
| İçlerinden biri kızından bir maymun karşılığı aldığı yüzüğü gösterdi. | Open Subtitles | أرانى أحدهم خاتماً حصل عليه من ابنتك ثمناً لقرد |
| Tek kollu bir kızdan aldığı ipucunu izliyordu. | Open Subtitles | كان يتبع أثر دليل حصل عليه من فتاة مرافقة بيد واحدة |
| Anladım. | Open Subtitles | l حصل عليه. l حصل عليه. |
| Anladım. | Open Subtitles | حصل عليه. |
| Anladım. | Open Subtitles | حصل عليه. |
| Buldum. 211 Swallowsdale Yolu'ndaki Ahır, aynı ödemeli telefondan. | Open Subtitles | حصل عليه. الحظيرة في 211 Swallowsdale الطريق ونفس الرمز البريدي والهاتف الأجر. |
| Tamam, Buldum. | Open Subtitles | الموافقة. حصل عليه. |
| Ama ona hiçbir şey sağlamadım. Kendi bulmuş olmalı. | Open Subtitles | ولكنني لم أزوّده بشيء سيكون قد حصل عليه بمفرده |
| Anlaşıldı. | Open Subtitles | حصل عليه |
| Hayır, önemli değil, madam. Onu kendi istedi, kendi buldu. | Open Subtitles | لا عليك يا سيدتى, لقد طلب هذا وقد حصل عليه |
| Nasıl aldığını bana söylemedi ama söyleyecek. | Open Subtitles | لم يخبرني كيف حصل عليه بعد ، لكنه سيخبرني |
| Delikten deliğe gidip herkese en sonunda bir tane bulduğunu söylüyordu. | Open Subtitles | كان يتنقل من حفره الي اخري ليخبر الجميع كيف حصل عليه اخيرا |