| Yığınla bahçe olmaya elverişli Şehir alanlarından faydalanmaya başladığımız zaman belki ileride benim de yeşil bir çatım da olur. | TED | وربما سطح أخضر في المستقبل عندما نقوم باستغلال مساحات حضرية أكثر حيث توجد مجموعة من المساحات الخضراء |
| FBI, bir soruşturma yaptı ve neredeyse bütün cinayet ve saldırıların birer Şehir efsanesinden ibaret olduğu sonucuna vardı. | Open Subtitles | المكتب اجرى تحقيق انتهى الى ان معظم طقوس القتل او الاعتداء اسطورة حضرية اكثر منها اى شىء اخر |
| Bebek dünya artık bir kaç Şehir bloğu büyüklüğünde. | Open Subtitles | الأرض الوليدة بحجم عدّة بنايات حضرية الآن |
| Yani tamamen açık kaynaklı, vatandaş güdümünde potansiyel bir kentsel gelişim modelinin tohumlarını görmeye başlayabiliriz. | TED | لذا يمكننا أن نبدأ في رؤية بذور المصدر المفتوح تماماً، نموذج تنمية حضرية بقيادة المواطن، من المحتمل. |
| Ayrıca binaların silueti; kendi böcekleri, bitkileri ve hayvanları hatta kendi havaları ile özgün, kentsel yaşam alanlarıdır. | TED | بالإضافة أن الأفق تمثل مساكن حضرية مميزة بدرجة كبيرة بما تحتويه من حشرات ونباتات وحيوانات، وحتى الطقس الخاص بها. |
| Şehir efsanesi midir, kim bilebilir? | Open Subtitles | التي تجري في تلك المزرعة، ولكن قد تكون مجرد أساطير حضرية. |
| Bir tür Şehir efsanesinden falan bahsediyoruz. | Open Subtitles | إننا نتكلم عن نوعاً ما أسطورة حضرية أو ما شابة. |
| Mahkum kıyafeti ve strip barlarıyla cansız Şehir felaketi boyunca biz zavallı halkı ezerken gururla haykırışımızı? | Open Subtitles | بقضبان سجونه المقلمة، وخلال آفة حضرية شاحبة وكل أولئك المساكين الذين سحقناهم وببسالة صرخوا |
| Şehir efsanesine benziyor ama değil. | Open Subtitles | تبدو أنها أسطورة حضرية .. لكنها ليست كذلك |
| -Ucuz Şehir dramı ve trajedi pornosu. | Open Subtitles | أفلام درامية حضرية رخيصة أو إباحية تراجيدية. |
| - O bir Şehir efsanesi. O sahte birşey. | Open Subtitles | تلك مجرد أسطوة حضرية إنه مجرد لوح |
| Büyük Şehir gazetesi için yumuşak başlı bir muhabir. | Open Subtitles | مراسل متكلف معتدل لصحيفة حضرية عظيمة |
| ama sadece Şehir efsanesi olduğunu zannediyordum. | Open Subtitles | فكّرت أنكنّ كنتنّ أسطورة حضرية |
| O sadece bir Şehir efsanesi, değil mi? | Open Subtitles | انها مجرد اسطورة حضرية, اليس كذلك؟ |
| Maktulün diş yapısı hafif aşınmış bu da kentsel bir ortamda büyüdüğünü gösteriyor. | Open Subtitles | أسنان الضحية متآكلة قليلا، ما يدل أنّه على الأغلب قد نشأ في بيئة حضرية. |
| Şehrimizin en köhne ve harap kısmını, esnaf ve kafelerin bulunduğu antika bir merkeze dönüştürecek bir kentsel dönüşüm projesi. | Open Subtitles | تنمية حضرية جديدة التي ستحول أكثر جزء متهدم في مدينتنا إلي مكان جذاب ملئ بالمتاجر والمقاهي |
| Bunu sıkıştırılmış kentsel hücre olarak düşünüyoruz. | TED | نحن نعتبرها وحدة حضرية مضغوطة. |
| Ve eğer Guizhou'yu kentsel ve kırsal olarak bölersem, kırsal alan işte bu aşağıya kadar iniyor. | TED | و إذا قمت بتقسيم "قويتشو" إلى مناطق حضرية و ريفية ، الجزء الريفي من "قويتشو" يذهب إلى الأسفل هناك. |
| Çiftlik, kentsel vaha, gökyüzü kalesi, | Open Subtitles | وهاسيندا واحة حضرية قلعة في السماء |