| Şu sıra şansım yaver gidiyor Bunu paylaşmak istedim | Open Subtitles | يَجْعلُني أَشْعرُ بالارتياح للإشتِراك في حظّي السعيد مَع شخص ما. |
| Roddy, sanırım şansım değişecek. | Open Subtitles | حَسناً، رودي، أعتقد حظّي أَوْشَكَ أَنْ يَتغيّرَ. |
| Beni bırakmaları gerekirdi. şanslı günümdeyim galiba. | Open Subtitles | كان يجب على الغبي أن يتركني لا بد أنّ هذا هو يوم حظّي |
| Güzel, görünen o ki, bugün şanslı günümdeyim. | Open Subtitles | حسنًا، يبدو أنّ هذا اليوم هو يوم حظّي. |
| Her zaman, şansımı boşuna denedim. | Open Subtitles | مرّة أو إثنتان تكفي لتجربّـة حظّي دون جدوى |
| Avukatı gelmeden bir de ben şansımı deneyeyim. | Open Subtitles | دعني أجرّب حظّي معها قبل أن يأتي محاميها |
| şanslıyım ki benim için, dünyayı merak eden 2 harika çocuğa sahibim. | TED | لِحسنِ حظّي حقيقةً لديّ طفلانِ مدهشانِ لا يزالانِ يمتلكانِ ذلك الفضول. |
| Şansıma kasabanın şerifleri namlı bir hırsızı farkemeyecek kadar dünyayı kurtarmakla meşgullerdi | Open Subtitles | لحسن حظّي فإنّ إنقاذ العالَم يشغل مأموري البلدة عن ملاحظة لصّ عاديّ |
| Benim şansım böyle de iyi değil. Basit bir opal taşının pek fark ettireceğini sanmam. | Open Subtitles | حظّي ليس جيداً كما هو ، ولا أعتقد أن الحجر الكريم سيُغيّر كثيراً |
| Bir kere denedim ama az biraz destek ile şansım daha da iyi gider, onu anladım. | Open Subtitles | لقد حاولتُ سلفاً، ولكنّي فكّرتُ بأنّ حظّي قد يكون أفضل إن لقيتُ دعماً |
| Hadi ama beyler şansım bu sefer yaver gidiyor gibi. | Open Subtitles | هيّا يا رفاق، فأنا أشعر أن حظّي جيّد مع ما يحدُث |
| Evet, sanırım bugün benim şanslı bir günüm. | Open Subtitles | حسناً، يبدو أنّ هذا اليوم هو يوم حظّي. |
| Bunun neden benim şanslı pelerinim olduğunu biliyor musunuz beyler? | Open Subtitles | أتعلم لمَ هذه عباءة حظّي يا صاح؟ |
| Sanırım 34 benim şanslı numaram. Sanırım öyle. | Open Subtitles | أظنّ أن رقم 34 هو رقم حظّي - أظنّه كذلك - |
| Ben şansımı şu öldürmeye meyilli... ve yılan gibi asası olan adamdan yana kullanmak isterdim | Open Subtitles | أفضّل أنْ أجرّب حظّي مع القاتل المجنون صاحب عصا الثعبان |
| Çünkü şansımı değiştirmek istedim. | Open Subtitles | لأنني أردت تغيير حظّي. انطلقي! |
| şansımı denemek istiyorum. | Open Subtitles | أنا أحبّ ان اجرب حظّي. |
| Ne şanslıyım ki, evet demeyi seven sırma saçlı bir bakirem var. | Open Subtitles | من حسنِ حظّي أنّ هناكَ بتولاً بشعرٍ مسترسل تحبُّ أن توافقني في آرائي |
| Ne kadar da şanslıyım, bunu öğrenmek için oldukça az zamanım var. | Open Subtitles | لحسن حظّي أنّ لديّ مهلة بسيطة قبلما أتبيّن ذلك |
| şanslıyım ki patronunuzla geçmişim var. | Open Subtitles | لحسن حظّي أن قائدكم وإيّاي تربطنا معرفة سابقة. |
| - Seni gördüğümden beri böyle. Sen benim şans meleğimsin olmalısın. | Open Subtitles | منذ رأتك عيناي فقط، حتمًا أنت تميمة حظّي الميمون |
| Şanslıymışım. | Open Subtitles | إنّه حظّي الحسن .. |