| İlk başta anlamamıştım, torununu görünce neler hissettiğimi... | Open Subtitles | لم افهم ذلك في البداية ما شعرتُ به عندما رأيت حفيدكِ |
| torununu görmek istiyorsan bu kızla iyi geçinmek zorundasın. | Open Subtitles | عليكِ أن تتسامحي مع هذه الفتاة إن أردتِ رؤية حفيدكِ |
| Şirket içinde yüksek bir konum ve torununuz olarak yüksek bir sosyal statü. | Open Subtitles | مكانة فى مجموعة سيونغ جين و كـ حفيدكِ البيولوجى مكانة فى المجتمع |
| Üzgünüm hanımefendi, ben torununuz değilim. | Open Subtitles | أرجو المعذرة سيدتي, فأنا لستُ حفيدكِ |
| torunun değil, olsa olsa üvey torunun olur. | Open Subtitles | إنّه ليس حفيدكِ إنّه ماذا .. حفيد زوجكِ ربما ؟ |
| Hanımefendi, torununuzu korumak istediğinizi biliyorum ama hakkında tutuklama emri var. | Open Subtitles | يا سيدتي, أنا أتفهم أنكِ تودين حماية حفيدكِ |
| ECMO, torununuzun kalbinin dinlenmesi için baypasa benzer şekilde çalışır. | Open Subtitles | حسنا، للوقت الحالي. هذه الآلة تعمل كمجازة لإزالة العبء عن قلب حفيدكِ. |
| Senin dışarıda torununu aşağılıyor olman gerekmiyor mu? | Open Subtitles | ألا يفترض بكِ أن تكوني في الخارج تُهنين حفيدكِ ؟ |
| Kendi torununu kaçıran kalpsiz bir kadınsın. | Open Subtitles | يالكِ من أمرأه متحجرة القلب, تختطفين حفيدكِ. |
| En sevdiğin torununu tanımadın mı? | Open Subtitles | ماذا؟ الا تميزين حفيدكِ المحبوب؟ |
| torununu. Torununa telefon etmeni istiyoruz... | Open Subtitles | ... حفيدكِ ، نريد منكِ أن تتصلي بحفيدكِ |
| torununu bir daha göremeyeceksin. | Open Subtitles | -لن تري حفيدكِ مجدّدًا -أوه ، أرجوك جو |
| Robert ve Kitty Washington'a taşınabilirler ve torununu da götürebilirler. | Open Subtitles | "روبرت" و "كيتي" ربما ينتقلان لـ(واشنطن) ويأخذان حفيدكِ معهم |
| torununuz getirildikten sonra bayıldı. | Open Subtitles | حفيدكِ اغمي عليه في وقت سابق |
| torununuz çok hoş bir çocuk | Open Subtitles | إن حفيدكِ ولد... لطيف |
| Aaron sizin torununuz. | Open Subtitles | إنّه حفيدكِ |
| Evo'ları dünyadan silme planın. Şimdi ise torunun nefret ettiğin her şeyi temsil ediyor. | Open Subtitles | خطتكِ لتخليص العالم من المتطّورين والآن حفيدكِ على شاكلة كل ما تكرهين |
| Onu ve torunun Adam'ı korumaya çalışıyorsun bir nevi. | Open Subtitles | و أنتِ تحاولين حمايتها و حماية حفيدكِ (آدم). |
| Senin de torunun. | Open Subtitles | سيكون طفلنا، وسيكون حفيدكِ |
| Hanımefendi, torununuzu tutuklamaya gelmedim. | Open Subtitles | سيدتي لست هنا لكي أعتقل حفيدكِ |
| Bayan Lynch, bunları yaşadığınız için üzgünüm ama torununuzu bulmamız çok önemli. | Open Subtitles | - يا سيدة (لينش) أنا آسف لجعلك تمرين بهذا لكن من المهم جداً أن نجد حفيدكِ |
| Acınızı deşmek gibi olacak ama torununuzun o gece neden otostop çektiğini söyler misiniz? | Open Subtitles | أعلم أن هذا مؤلم، لكن أيمكنكِ إخباري لما كان حفيدكِ يتنقل تلك الليلة؟ |