| Tüm hayatım boyunca beni böyle sevebilecek birinin hayaliyle yaşadım. | Open Subtitles | فى حياتى كلها حلمت بملاقات شخص يحبني كل هذا الحب |
| Tüm hayatım ve anlatamayacağım kadar uzun bir mücadeleyi onu kurmak için verdim. | Open Subtitles | حياتى كلها ونضال يعجز عن وصفه الكلام كان من أجلها |
| İşler sarpa sardı. Hayatımda böyle şey görmedim. | Open Subtitles | انها تأخذ مجرى سيىء للغاية لم اشهد فى حياتى كلها |
| Tüm hayatımı, ondan farklı olduğumu ispat etmeye çalışarak geçirdim. | Open Subtitles | لقد أمضيت حياتى كلها أحاول أثبات أنى مختلفة عنه |
| Bütün hayatım gözlerimin önünden geçti. Ve ben bile sıkıldım. | Open Subtitles | حياتى كلها مرت امام عيناى حتى انها لم تكن تلتفت لى |
| Tüm hayatım bir yanlış zamanlama. Başarısızlık mührüyle kilitlenmişim. | Open Subtitles | إن حياتى كلها عبارة عن فترات سيئة، لقد ختمت بختم الفشل |
| Bak, buna alıştım. Tüm hayatım öyle geçti. | Open Subtitles | هيي ، انظر لقد اعتدت على ذلك لقد سخرت حياتى كلها لهذا |
| Tüm hayatım ve her şey bu seçimimden sonra değişti. Kaçmak ve saklanmak. Buna değeceğini sanmıyorum. | Open Subtitles | حياتى كلها كانت رد فعل لذلك الأختيار , الهرب , التخفّى , لا أعتقد أن الأكر استحق ذلك, أعتقد أن الأمر دمرّنا. |
| Zavallı Furrowbank. Hayatımda hiç bu kadar zevksizlik görmemiştim. | Open Subtitles | يال فاروبانك المسكينة,اننى لم ارى فى حياتى كلها مكانا اكثر قبحا من هذا |
| Hayatımda bu kadar ilgisizlik görmedim | Open Subtitles | كيف لى ان اعيش حياة مختلفة عن حياتى كلها |
| Ya bu gerçek değilse ve Tüm hayatımı mahvediyorsam? | Open Subtitles | ماذا لو كان ذلك غير صحيح واننى اخرب حياتى كلها |
| Tüm hayatımı bu ünvana göre düzenledim. | Open Subtitles | لقد سخرت حياتى كلها من أجل هذا اللقب |
| Bütün hayatım yerine bir haftalık ceza... benim için çok da kötü değildi. | Open Subtitles | لذلك لم اكن غاضبا عندما احتجزنى فى البيت لمدة اسبوع بدلا من حياتى كلها |
| hayatım boyunca yarışları takip ettim. Bütün hayatım boyunca! | Open Subtitles | لقد تتبعت السباقات طوال حياتى طوال حياتى كلها |
| hayatım boyunca dikkatsiz olmamaya çalıştım. | Open Subtitles | أمضيت حياتى كلها و أنا أحاول أن لا أكون مهملا |
| Ve yaşamda yalnızca tek bir şeyi umursuyordum... Trompet çalmayı. | Open Subtitles | كان الشئ الوحيد الذى اهتم به فى حياتى كلها هو العزف على الترومبت |
| Ona saldırma şansı yakalamak için bir ömür beklerim. | Open Subtitles | سوف أعانى حياتى كلها كي أحظى بفرصة واحدة كى أضرب. |
| Bu korna benim tüm yaşantım, bayım. | Open Subtitles | إن حياتى كلها فى هذا الترومبيت |
| - Ama tüm yaşamım bunun üzerine kurulu. | Open Subtitles | ولكن هذا ما كانت تؤل إليه حياتى كلها |
| Biliyor musun, bazen tüm hayatımın varolmanın sıradanlığından kaçmak için harcandığını düşünüyorum. | Open Subtitles | تعرف انه احيانا اظن انى قضيت حياتى كلها فى جهد طويل للهروب من الأماكن المعتادة لوجودى. |
| Ben ki bütün hayatımı öğrenmeye, tarihe, bilime, edebiyata adamış biriyim. | Open Subtitles | أنا، الذي أمضيت حياتى كلها أحاول بنفسي دراسة التاريخ |