| gazın bir kısmı da aşağıda bize doğru hareket ediyor, üstteki kısım da bizden uzağa. | TED | مما يجعل بعضًا من ذلك الغاز يتحرك صوبنا من الأسفل ويبتعد عنا من الأعلى. |
| gazın alev alıp almayacağını bilmiyordun. | Open Subtitles | لم يكن لديك فكرة إذا كان ذلك الغاز سوف يشتعل أم لا |
| gazın içinde bakır, baryum ve sezyum olması muhtemel. | Open Subtitles | من الممكن أن يكون ذلك الغاز نحاس أو باريوم أو سيزيوم. |
| O gazı nasıl dağıtacaklarını öğrenirlerse o zaman bu adadaki herkes ölecek. | Open Subtitles | ولو اكتشفا طريقة نشر ذلك الغاز... فسيموت جميع من بهذه الجزيرة |
| O gazı almalıydık. | Open Subtitles | يجب أن نحصل على ذلك الغاز |
| O gaz dakikalar içinde öldürüyor. | Open Subtitles | ذلك الغاز يقتل خلال دقائق |
| gazın maskeden geçmesini sağlayabilirim. | Open Subtitles | أعرفهُ أنّهُ يمكنني جعل ذلك الغاز يمرُّ عبر القناع. |
| Komutanım, o gazın ne yaptığını gözlerimle gördüm. | Open Subtitles | سيّدي ، لقد رأيتُ ذلك الغاز. بكلتا عينيّ. |
| Henüz bu gazın ne olduğunu bulamadınız mı? | Open Subtitles | الآن، هل يعلم أحدكم بعد ما ذلك الغاز ؟ |
| Fakat o dönen gazın içinde seyahat ediyor olsaydınız... | Open Subtitles | لكن إن كنت راكبا على ذلك الغاز اللولبي |
| Caitlin, akciğer biyopsisi yapıp gazın etkin kısmını çıkarmamız gerek. | Open Subtitles | (كيتلين) علينا عمل تشخيص رئوي وننتزع الجزء الفعال في ذلك الغاز |
| O gazı Maine'e saldıklarında 12 saat içinde ölecek. | Open Subtitles | حالما يطلقون ذلك الغاز فوق (مين) فسيكون لديها 12 ساعة لكي تعيش |
| O gaz uyku ilacıydı. | Open Subtitles | ذلك الغاز كان مجرد مساعد |
| O gaz tüm hayvanları öldürecek. | Open Subtitles | - ذلك الغاز سيقتل جميع الحيوانات |