| Düşünüyordum, Tamam mı? Bugün onunla konuşana kadar öyleydi. Birini öldürmesi imkansız. | Open Subtitles | كنت أظن ذلك, حسناً حتى تحدثت معها اليوم, انها لم تقتل أحداً |
| Ona söyle, bundan daha iyisini yapmalı, Tamam mı? | Open Subtitles | أخبريها بأنها يجب أن تفعل أفضل من ذلك حسناً ؟ |
| Olduğum kişiyi değiştiremem, Tru. Kabul edelim, Tamam mı? | Open Subtitles | لا يمكنني تغيير من أكون دعينا نواجه ذلك , حسناً ؟ |
| Belki de bundan sonra gideceği yer orasıdır. Tamam mı? | Open Subtitles | ربما تلميح إلى أين سيذهب بعد ذلك حسناً ؟ |
| Tamam arkadaşlar, başlayalım. | Open Subtitles | ولكن الجميع يقول ذلك. حسناً جميعاً وقت الغداء. |
| Ve sunu düsünürüm... Tamam savasta hata yapabilirsin veya | Open Subtitles | وأعتقد ذلك حسناً لكن في الحرب أنت ترتكب الأخطاء |
| - Sanırım - Tamam,git yap.Ben O'Sullivan hallederim. | Open Subtitles | أعتقد ذلك حسناً ، اذهب اليه ، و أنا سأتولى أمر سوليفان |
| Yalnız çıkınca seni eve götürmem lazım bence. Tamam mı? | Open Subtitles | أعتقد أنه يجب أن أخذك للمنزل بعد ذلك, حسناً |
| - Yapabilirsin. - Tamam. Merton aşırı havlıyormuş. | Open Subtitles | يمكنك فعل ذلك حسناً ميرتون كلب ينبح كثيراً |
| İyi biri olarak ölebilirsin. Bunu yapabilirsin, Tamam mı? | Open Subtitles | يمكنك ان تموت رجلاً صالحاً يمكنك ان تفعل ذلك , حسناً ؟ |
| Ama biz bu evde gece öldürülen bir kız var, o yüzden bu odaklanalım, Tamam mı? | Open Subtitles | لكننا لدينا فتاة قُتلت فى ذلك المنزل الليلة لذا, لنركز على ذلك, حسناً ؟ |
| Gidip temizleyecek birini getireyim, Tamam mı? | Open Subtitles | , أنا آسفة للغاية دعني أحضر شيئاً لتنظيف ذلك, حسناً |
| Tamam, yani senin isteğine göre yavaş ya da hızlı ilerleyebiliriz. | Open Subtitles | قبل أن أعلم بأنه يجب أن فعل ذلك حسناً يمكننا أن نتحرك ببطء أو بسرعة |
| - Tamam, tekrar gözlerinizi kapayın. | Open Subtitles | لا أظنُ ذلك حسناً, فلتغمض عينيكَ مرةً أخرى |
| Son bir arama yapmam lazım sonra geliyorum Tamam mı? | Open Subtitles | عليّ أن أقوم بمكاملة أخيرة وسأعود بعد ذلك , حسناً ؟ |
| Bak, onun için özür dilerim, Tamam mı? Gerçekten. | Open Subtitles | أنظري , انا اسف حول ذلك حسناً أنا حقا أسف |
| Tamam, hapishane berbat ama en azından ölü olmam! | Open Subtitles | لن أفعل ذلك حسناً ، السجن سيء لكني على الأقل لستُ ميتاً |
| Anlıyorum. Tamam kullan, delta hızı. | Open Subtitles | . أري ذلك "حسناً ، حاول مجدداً ، سرعة "دلتا |
| İşte böyle. Tamam. Şuna bak. | Open Subtitles | لنذهب حسناً أنظر الى ذلك حسناً حسناً |
| Tanrılar'ın yiyeceği, Tamam, bunun içinde biraz kâr olabilir. | Open Subtitles | طعام الآلهة! قد يكون هناك بعض الربح في ذلك حسناً. |