| Fakat O farklı bir şey. Şaka yaptığımı sanıyor. | Open Subtitles | لكن ذلك مختلف ، يعتقد أنـي أمزح |
| - O farklı. Bende anahtar var. | Open Subtitles | ذلك مختلف أنا امتلك مفاتيح |
| - O farklı. O bir adam. | Open Subtitles | ذلك مختلف إنه رجل |
| O başka bir şey. O bir dedikoduydu ve dedikodu herkese aittir. - Tamam. | Open Subtitles | حسناً , ذلك مختلف كانت تلك نميمة و النميمة من حق للجميع |
| Arkadaşımızın sırrını zorla söyleten adam diyor bunu bir de. O başka bir şey. O bir dedikoduydu ve dedikodu herkese aittir. | Open Subtitles | حسناً , ذلك مختلف كانت تلك نميمة و النميمة من حق للجميع |
| Ah, Salvatore, bu farklı işte. Hilton'da mı? | Open Subtitles | آه، سالفاتوري، ذلك مختلف في فندق هيلتون؟ |
| Oh, bu farklı, öyle mi? | Open Subtitles | أوه، ذلك مختلف , ها؟ |
| Savaşta bir anlamı yok. Savaştayken farklıdır. Aynı şey değil. | Open Subtitles | في الحرب، ذلك مختلف في الحرب، الأمر ليس سيان |
| Ama o... farklı. | Open Subtitles | .. ولكنّ ذلك ذلك مختلف |
| O farklı, anlarsın bence. | Open Subtitles | ذلك مختلف أظنك تعرف هذا |
| O farklı, anlarsın bence. | Open Subtitles | ذلك مختلف أظنك تعرف هذا |
| - O farklı. - Bok farklı! | Open Subtitles | ذلك مختلف - هراء،مختلف - |
| O farklı. | Open Subtitles | ذلك مختلف |
| O farklı. | Open Subtitles | ذلك مختلف |
| bu farklı. - O nasıl farklı oluyor? | Open Subtitles | ــ كيف ذلك مختلف ؟ |
| bu farklı birşey. | Open Subtitles | بالخارج ذلك مختلف |
| İşte bu farklı bir şey. Tasarlayan kimmiş? | Open Subtitles | ذلك مختلف من صمم ذلك إذا ؟ |
| Aynı şey değil. Haydi bu, soruşturma için, diyelim. | Open Subtitles | ـ هناك ذلك مختلف ـ هنا هو الأفضل للمسح |