| Onu destekleyen kendi özel ordusuyla çok güçlü bir adam. | Open Subtitles | رجل ذو نفوذ هائل للغاية بصحبة جيشه الخاص الذى يسانده. |
| Anlamak istediğim, senin gibi güçlü bir adam ne yapar? | Open Subtitles | أريد أن أفهم ما الذي يجعل رجلًا ذو نفوذ مثلك |
| O çok güçlü bir bölge başsavcısı, bağlantıları iyi, ve onun karşısında tek bir şansı bile olmaz. | Open Subtitles | إنه نائب ذو نفوذ كبيرة ، و لديه صلة كبيرة . و هي لم تجد فرصة للوقوف ضده |
| güçlü bir adam için çalıştığınızda bazen tasmanız sıkabilir. | Open Subtitles | عندما تعملين لدى رجل ذو نفوذ أحيانا تخنقني القواعد |
| O bölgede öyle nüfuzlu biri ki... | Open Subtitles | إنه ذو نفوذ كبير هنا |
| Ama eğer güçlü birisi onu öldürmek istediyse olayın şekli bu çapta bir gizleme olmadan amaçlarının tespit edilecek kadar kolay olacağını düşündüklerini gösteriyor. | Open Subtitles | لكن لو أن شخص ذو نفوذ أراد موته فالنهج يقترح بأنه فكر في دافع يكون سهل الكشف |
| güçlü bir adam için çalıştığınızda bazen tasmanız sıkabilir. | Open Subtitles | عندما تعملين لدى رجل ذو نفوذ أحيانا تخنقني القواعد |
| Böyle güçlü bir adamı konuşmak için getiremeyiz. | Open Subtitles | شخص ذو نفوذ قوية كهذا لا يمكننا القبض عليه لنتحدث معه فحسب |
| Ama bu durum güçlü bir eş ile evlenip bir ittifak kurarsa değişebilir. | Open Subtitles | لكن هذا قد يتغير اذا تزوجت رجل ذو نفوذ وتشكل تحالفا اخر |
| Kimse onlara inanmadı çünkü hikâyede güçlü biri ve ondan da güçlü bir anne vardı. | Open Subtitles | لا أحد صدقهم لأن الأمر يشمل شخصا ذو نفوذ مع أمّ أكثر نفوذًا حتى |
| güçlü bir adamdı. Başkanla golf oynardı. | Open Subtitles | "كان رجلاً ذو نفوذ ,حتى أنه يلعب الجولف مع "الرئيس |
| Bazı sorunlar var kasabadaki güçlü bir adamla... | Open Subtitles | هنالك مشاكل بين رجل ذو نفوذ في المدينة... |
| Burada güçlü bir adamım. | Open Subtitles | ذلك يعني أنني رجلٌ ذو نفوذ هنا. |
| aklı başında olan bir adam ikna kabileyeti ile mantıklı ve güçlü bir adamı sınırda savaşta olmasına rağmen ikna etti. | Open Subtitles | "رجل عاقل في "دلهي" أقنع عاقلاً آخر ذو نفوذ" "بأنه ليس كلّ المعارك يجب أن تكون على الحدود" |
| Evet. Son derece güçlü bir ithalatçı. Böyle insanlar vardır. | Open Subtitles | مورد بضائع ذو نفوذ كبير |
| Sen çok güçlü bir adamsın. | Open Subtitles | أنت رجل ذو نفوذ |
| Efendim, Başkan şu an güçlü bir konumda. | Open Subtitles | لكن الرئيس رجل ذو نفوذ واسع |
| Vali güçlü bir adam. | Open Subtitles | الوالي رجل ذو نفوذ |
| Bunu becerebildiğine göre oldukça güçlü birisi olmalısın. | Open Subtitles | لابُد أتّك رجلاً ذو نفوذ لتستحق هذا |