| Bir şekilde mesajlarını politikacılara iletmeliyiz. | TED | والذين هم في أمس الحاجة لايصال رسالتهم ووجهة نظرهم لصانعي القرار |
| Seviyorum, çünkü mesajımı iletmemi sağlıyor, ama insanların da mesajlarını bana iletmesini sağlıyor. | TED | أحببتها. أحببتها لأنه جعلني انشر الرسالة، و لكنه أيضا يدع الناس يوصلون رسالتهم لي. |
| Ve hepsi, tıpkı peygamberlerin mesajları Allah'tan Cebrail ile alması gibi, mesajlarını yukarıdan alıyorlar. | TED | وجميعهم ..وكما الانبياء الذين تلقوا رسالتهم من الله عبر الملاك جبريل .. فقد تلقوا رسائلهم من السماء |
| Burns onların mesajını izlemişti. | Open Subtitles | بيرنس تعقب رسالتهم |
| Anna'nın ve Ziyaretçilerin gerçek dostlarımız olduğu mesajını bir peygamber gibi yaydınız. | Open Subtitles | تدّعي أنّكَ صديقٌ حقيقيٌّ لـ (آنا) و الزائرين. تنشرُ رسالتهم كنبيّ. |
| Belki iki kişiye görünmeleri mesajlarının duyulma ihtimalini yükselteceğine inanıyorlardır. | Open Subtitles | ربما أنهم يعتقدون أن ظهورهم لشخصين سوف تزيد من إمكانية تلقى رسالتهم |
| Eylem çağrıları, evlere ve işletmelere yayıldı— mesajlarının haberleri toplama kamplarına ve hapishanelere bile ulaştı. | TED | تموّج نداؤهم عبر المنازل والأعمال... ووصلت أخبار عن رسالتهم حتى معسكرات الاعتقال والسّجون. |
| Bunun yerine, şiddet kulanarak sosyal hareketleri bastırıyor ya da mesajlarını itibarsızlaştırıyorlar. | TED | بدلًا من ذلك، تسحق الحكومات بعنف الحركات الاجتماعية أو تعملُ على تشويه رسالتهم. |
| mesajlarını Yıldız Geçidi Komutanlığı aracılığıyla yolluyorum. | Open Subtitles | أنا أقوم بترحيل رسالتهم عبر قيادة بوابة النجوم |
| Askerlerinin hareketlerini lanetliyorum, ama Ori'ı ya da mesajlarını yargılayacak konumda değilim. | Open Subtitles | لكنى لست فى الموقعَ للحُكْم على الـ " أوراى " أَو رسالتهم. |
| Teröristler mesajlarını iletebilmek için özel bir tarih seçerler. | Open Subtitles | عادة يختار الإرهابيون موعداَ محدداَ للمساعدة في إيصال رسالتهم |
| Aşırı dinciler mesajlarını yaymak ve diğer öğrencileri radikalleştirmek için buraları kullanıyorlar. | Open Subtitles | إن المتطرفين يستخدمونها لنشر رسالتهم لدفع الطلاب الآخرين للتطرّف |
| Gizlice mesajlarını tasarlamaya başladılar. | TED | وبدؤوا سرّاً بصياغة رسالتهم. |
| Galiba birinin mesajlarını iletmesini istediler. | Open Subtitles | أظنهم أرادوا من ينشر رسالتهم |
| Koresh, Jones, Manson, bunların hepsi zihin kontrolüyle aile ve birlik olmak mesajını yayıyordu. | Open Subtitles | ... (كوريش)، (جونز)، (مانسون) سفّاحون تلاعبوا بالعقول لتعزيز رسالتهم عن الأسرة والترابط عبر متّبعيهم |
| mesajlarının duyulmasını isterler. | Open Subtitles | لتجعل رسالتهم مسموعة |
| Haberler, bir düzinelik grubun, bu adam ve kadının liderliğinde hareket ettiğini ve bununla birlikte gerekçelerinin belirgin olmadığını mesajlarının Oslo caddelerinde, rahatsız edici şekilde açıklandığını gösteriyor. | Open Subtitles | وتشير التقارير أن المجموعة المكونة مما يقرب من اثنا عشر شخصاً... كانت بقيادة هذين الرجل والمرأة، وعلى الرغم من عدم وضوح دوافعهم، إلا ان رسالتهم قد ظهرت على نحو مخيف في أنحاء شوارع "أوسلو". |
| Haberler, bir düzinelik grubun, bu adam ve kadının liderliğinde hareket ettiğini ve bununla birlikte gerekçelerinin belirgin olmadığını mesajlarının Oslo caddelerinde, rahatsız edici şekilde açıklandığını gösteriyor. | Open Subtitles | وتشير التقارير أن المجموعة المكونة مما يقرب من اثنا عشر شخصاً... كانت بقيادة هذين الرجل والمرأة، وعلى الرغم من عدم وضوح دوافعهم، إلا ان رسالتهم قد ظهرت على نحو مخيف في أنحاء شوارع "أوسلو". |